PEDESTRİANİST (YAYA) MANİFESTO

 

Jack Kerouac #2
Underground Poetix

Joe Steinberger
Çeviri:
Kerem Uğur

 

 

Elimdeki sözlükte pedestrian’ın iki açılımı var: 1. yaygın, basmakalıp söz, yaratıcılıktan yoksun olan şey; 2. yürüyen kişi, yürümeye ait herhangi bir şey.

 

Elbette bizi burada ilgilendiren esas anlamı, yani ikinci sekme. Pedestrian, Latince’deki pedester kelimesinden gelir. Ped’in karşılığı ayaktır. En “yaygın” olarak bilinen anlamı hiç şüphesiz ki yerel insanlar yürürken aristokratların at sırtında seyahat etmesi gerçeğinden gelir.

 

Bugün bu ayrım halen var, atlar yoksa bile arabalar var, ve bugünün aristokratları da insanların %99’unu oluşturan (abartıyor muyum sizce?), her yere arabasıyla gidebilen aristokratlar. Bu aristokratlar, gidecekleri yer kilometrenin onda biri bir mesafede olsa bile yürümeyi asla düşünmezler.

 

Yürüyen %1 ise aşağılık durumda, ki Marx onlara lümpen proletarya der- araba alamayacak kadar fakir olanlar veya ehliyetin sadece konusunu açtığınızda dahi kafayı çizen düşük gelirli gruplar. Ayrıca umurumuzda olmayan başka bir altsınıf daha var- ki biz bunlara “çocuk” diyoruz. Aristokratlar, sıklıkla, çocuklarını her yere arabayla götürürler, şu günlerde çocukların yürümeye tenezzül dahi ettiğini sanmıyorum.

 

Yürüyüşçülerin günümüzde farklı bir kategorisi daha var- spor odaklı yürüyenler. Hiçbir yere gitmiyorlar, yalnızca egzersiz olsun diye yürüyorlar. Onları terli kıyafetleri içerisinde yabani ağaçlar arasında yolunu açarcasına abartılı devinimlerle yürürken görebilirsiniz. Onlar gerçek yaya değildirler- ama yine de müttefik olarak kabul edilebilirler.

 

Bir yerden bir yere gitme amacıyla yürümek . . . yaya olmaktır. Aslına bakarsanız bu kötü bir nitelendirme. Bu, pespayelikten, rezillikten bile daha alçakça, sanki çöpten şişe toplamak gibi (ki bu özellikle yaya olanların yaptığı bir şeydir).

 

Ama sırf A’dan B’ye gitmek için yürümeyi seçen bizim gibiler (az da olsa) de var. Ben de bunlardan biriyim, ama benim olayım belki biraz daha tuhaf. Bu gruba bir takım burjuvaları ve diğer sınıfları da katabiliriz. Bazen şehrin bir noktasında karşılaşıyor ve ayaküstü laflıyoruz.

 

Belki de bir parti kurmalıyız – Yayanist Parti? – geçmişten bugüne yayanizmin tadını çıkarıyoruz, hareket ediyoruz ama bir hareketi örgütleme becerisinden yoksunuz.

 

Yirmi yıl evvel yürümenin popüler olacağını düşünüyordum, ama olmadı. Yakıtın galonu 4 dolar olduğu zaman bile insanlar arabalarından kopamadı. Belki de bir harekete cidden ihtiyacımız vardır. Bu harekete liderlik etmek için fazlasıyla azız. Bir sekreter, bir haznedar veya bir başkan bulabileceğimizi sanmıyorum.

 

Organize olmak adına bir lobi oluştursaydık ne olurdu? Benim oyum, şehir genelinde yaya yollarına olurdu mesela.

 

Yıllar evvel şehir konseyi, limanda bir yürüyüş parkuru fikri ortaya attı. Yol, Rockland’in muhteşem yarı dairesel rıhtımının bir ucundan diğer ucuna uzanıyordu. Bu fikir, ne yazık ki halihazırdaki kaldırımlara paralel çizilmiş mavi çizgilerden öteye gidemedi. Mavi çizgiler, araba insanlarının alay konusu olmuştu. Bir yerden bir yere yürümek isteyen insan düşüncesi oldukça gülünçtü.

 

Yine de bir ilerleme yok diyemeyiz – tabii ki özel gelirler vasıtasıyla. MBNA haksız kredi kartı kazançlarını iyi bir amaca yatırıp güney sahilinden şehir merkezindeki Harbor Park’a bağlanan bir platform-yol yaptı.

 

Oradan The Landings lokantası yakınlarındaki küçük kumsala ve Park Drive kaldırımlarından şimdilerde etrafı kokusuz kanalizasyon arıtma tesisiyle titizce çevrilmiş yola (Terry Pinto’nun geniş vizyonu sağ olsun) erişim kolaylaşacaktı.

 

Küçük bir üstgeçit Lindsey Brook üzerinden yayalara geçiş sağlayıp onları feribot iskelesine, Knight’s ve Atlantic Challenge tekne iskelesinden kuzey kıyısının diğer ucuna ve devamında Atlantic Point kıyısındaki derin uçurumların üzerinde ilerleyen eski demiryolu hattına taşıyabilirdi. Bu yol ayrıca, potansiyel olarak, kaldırımları dalgakırana çıkan Waldo Avenue’ye oranla Route 1’ı aşıp geçebilirdi.

 

Mahallelerimizi şehir merkezine bağlayan hoş ve kullanışlı yaya yolları da var elbette. Ama onları ancak lağımlardan arındırıp Rockland’in eşsiz doğal mirası olarak yeniden kazandıktan sonra Lindsey Brook’un sahil şeridiyle bağlayabiliriz.

 

Elbette hayal görüyorum. İnsanlar, veya en azından borusunu yerli yersiz öttüren insanlar bunların hiçbirini istemiyor. Hemen yanlarında filizlenecek bir yaya fikrini/projesini desteklemiyorlar. Birkaç sene evvel Waldo Avenue’daki kaldırım projesine civardaki ev sahipleri sert bir şekilde karşı çıktılar – başarılı da oldular. Elbette kendileri hiçbir yere yürümüyorlar ve yaşamlarında tehdit olarak gördükleri mevkice aşağı yayaları mahalleye sokacak her şeyden uzak duruyorlar.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse çoğunluk tarafından benimsenen trend, yayaların ve ağırlıkla çocukların geçen yüzyıldan beri kullandığı yolları kapatıyor. Özel mülk her şeyin üzerinde!

 

Belki de bu akımın protestocuları olarak bizler gerçekten de örgütlenmeliyiz.

 

Dünyanın tüm yürüyüşçüleri, birleşin! . . . veya daha az tutkulu olabiliriz . . .

 

Rockland’in tüm yayaları birleşin, BARİYERLERİNİZDEN BAŞKA KAYBEDECEK BİR ŞEYİNİZ YOK!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s