BÖCEK EDEBİYATI

1280px-hans_hoffmann_nach_dc3bcrer_hirschkc3a4fer.jpg

Underground Poetix

Kafka, Pound ve Burroughs’da Böcek İmgelemi
Micheal  / overweeninggeneralist.blogspot.com

Editör: Şenol Erdoğan
Çeviri:
Türkü Naz Altınay

 
Bana sezgisel bir şekilde oldukça doğru gelen (A-HAAA!) bir Jung psikanalitik nakaratı, eğer böcekleri kendi türümüze yakın bir hızda üreyen karikatürümsü, beyinsiz robotik varlıklar olarak görüyorsak, muhtemelen Altı-Bacaklı Çoğunluğu bilinçaltımızda mantığımıza karşı bir güç veya tehdit olarak algıladığımız anlamına geldiğini söyler. Akıl için yeğlediğimiz bazı şeyler var, Aklın olması gerektiğini düşündüğümüz bazı şeyler.

İyi günlerde – yani çoğu günde – böceklerin hayatının çeşitliliği ve karmaşıklığı, morfolojisi ve yollarını bulma şekilleri beni büyülüyor. Şurada, omzunun üstünde ve perdelerin yanında duran böcek var ya? Onun bir çeşit Yabancılaşmış Zihin olduğu düşüncesi hoşuma gidiyor. Yani, bir baksanıza Ona.

[Bu noktada bir reklam arası vermek ve James K. Wangberg’in Marjorie C. Leggit tarafından bolca ve sinsice resimlerle süslenmiş Altı Bacaklı Seks: Böceklerin Erotik Yaşamı  adlı kitabından bahsetmek istiyorum. “Böcek Köleliği ve Sado Mazoşizm” (bölüm 18) veya “Böcek Seks Mekanları” (bölüm 8)  gibi episodlarda gerçek bilimi ön plana çıkaran ve hepsiyle rastlantısal bir isim benzerliği taşıyan Leggit çizimlerine sahip olduğu, kolaylıkla 2013 Yılının İlk On Kitabı arasına girecek bir kitap bu. Çok satanlarda ilk 10’a girmesi, oldukça kolay. Elbette sohbeti “kahve masası kitabı” olarak açmak gerek, yalnızca kitabın kapağı kabul edilmesi için yeterli. En sevdiğimiz böceklerin çoğunun yaşadığı Amazon’dan da rüşvet falan alıyor değilim. Bu kitapla yalnızca Sanat adına ilgileniyorum. Şovumuza geri dönelim.

Tanrı, doğa ve yaratılış hakkında sorulduğunda, eğer bir Tanrı varsa, yıldızlar ve böceklere gereğinden fazla ilgisi var diye cevap veren kişi sanırım müthiş İngiliz entelektüel ve genetikçi JBS Haldane’di. Gerçekten de, dünyada akıl uçuklatıcı sayıda böcek var (Aldous Huxley, Haldane’i tanıyordu; onun insan neslinin ıslahı bilimine dair düşünceleri Cesur Yeni Dünya romanını etkilemiştir ve Aldous’un 1920’lerin başındaki düşünsel romanı Ada’da, biyoloji çalışmalarına çok fazla odaklandığı için arkadaşlarının karısını becerdiğini fark edemeyen Haldane üzerine kurulmuş bir karakter vardır, işte benim size dipnotum…)

Kafka
Böceklerin bizleri ele geçirdiği düşüncesi ve Kafka’nın eserlerine gelince, yalnızca Dönüşüm romanının size ait okuma(lar)ını sunacağım. 20. yüzyılın en iyi romancısı olarak Joyce’u aday göstersem de, yüzyılın mizacını daha iyi yakalamış olan kişinin Kafka olduğu söylenebilir: modernist toplum, makineler ve günlük hayatın bürokrasisi, Otoriter Devlet, aşırı kalabalık şehirlerin sosyobiyolojik karınca yuvası ve isminize iliştirilmiş olan sayılar. Günümüze kadar, oh, en azından 2013 Nisan’a kadar ki 20. yüzyılda günlük hayatın absürtlüğünü dile getiriyor. Yetersizlik, suçluluk, gözleri kamaştıran eşitsizlik, yabancılaşma, yalnızlık, endişe. Soykırımın ve bölgeler üzerinde ağız dalaşı nedeniyle insan soyunu atomlara ayıracak tehdidin, materyal ve ideolojinin farkındalığı. (Tüm bunlar – Kafka’da gerçekleşen – film noir’ın da habercisidir ancak şimdi o konuya girmeyeceğim..)

Bilişsel bilim/psikodilbilim ve başlıca-iletişim-şekli-olarak-metafor yönünden, bürokratik devlet içinde kendimi beklenmedik bir şekilde her an, herhangi bir “nedenden” dolayı ezilebilecek bir böcek gibi hissediyorum.
Neden Kafka, Gregor Samsa’nın dev bir böcek olarak uyanmasını sağladı? Acaba kendi mantık anlayışına karşı monolitik bir devletin aklında olan tehdidi mi sezdi? Aslında evet, ancak Franz’ın babası fazlasıyla acımasızdı ve Kafka kimliğinin Yahudi mi, Alman mı yoksa Çek mi olduğundan pek de emin değildi. Ancak faşizmin gelişini görmüş gibiydi…1915’te hem de? (Böcekler ve büyük yazarlar üzerine bu nakarat, Ezra Pound’un “sanatçıların” “insan ırkının anteni” sözüne yeni bir boyut kazandırmaktadır.)

 

Pound
Pound’dan söz açılmışken, XIV ve XV Kantolarındaki Dantean “Cehennem” Kantosunda, politikacı imgelemini görürüz:

Kitlelere götünden seslenen,
Halk yığınlarına bataklıkta seslenen,
Su kelerleri, sümüklüböcekler, su kurtçukları

               

[Bonus olarak, savaş vurguncuları ve bankacıların “bokla tatlandırılmış kan içen/Ve arkalarında […] yatırımcıların çelikten kablolarla kırbaçladıkları”nı da eklemek istiyorum. ]

Daha da fazla böcek imgelemi… Sizi içeriğe dikkat etmeniz konusunda uyarmalı mıyım?:

Şaşkına dönmüş bok parçası Verres’ti
yobazlar, Calvin ve İskenderiyeli Klement!
bokun içinde saklanan kara böcekler,
Toprak dermansız kalmış, bataklık parçalarla dolmuş

Hayat muazzam değil mi? Ama bekleyin! Dahası var:
Ez gerçekten de London’ın almasına izin vermişti (“Koca göt delikleri/basurdan parçalanmış/Westminster’ın göğü gibi yapış yapış/sallanıyorlar sarkıtlar gibi gökyüzünde”)

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kanto 14’te, haklı bir küfür patlamasının ortasında:

kötücül budalalıklar ve budalalıklar,
topraktan mikrop dolu kanlı irin fışkırıyor,
ölü kurtçuklar canlı kurtçuklar doğuruyor,
gecekondu sahipleri,
tefeciler
otoriteye kadın satıcıları ve kasık biti fışkırtıyor


KİM bu Pound’un enfes cehennem deliklerine ekledikleri? Devlet propagandasını tekrarlayıp duran bankacılar, savaş vurguncuları, politikacılar, gazeteciler ve yaşamsal bilginin özgürce akışını önleyen kişiler. Dahası da var ve izin verirseniz bu küçük parçayı alıntılayacağım çünkü Burroughs’un Pound’dan gerçekten nasıl etkilendiğini gösteriyor; Burroughs birçok kez Ez’in onu etkilediğini söylemiş olsa da çoğunlukla fark edilmemiş bir şeydir bu:

Ve Invidia,
Çürümüşlük, kötü kokular, mantarlar,
sıvı hayvanlar, erimiş kemikler, 

yavaş çürüme, kokuşmuş patlama,
haysiyetsiz, trajedisiz çiğnenmiş sigara izmaritleri
. . . . .m Episcopus kara böceklerle dolu kondomu sallıyor,
tekelciler, bilginin ve dağıtımın
önüne geçenler.

               

Bu daha yalnızca Kanto XIV’tür. Bence, kara böceklerle dolu kondom Burroughs öncesidir. Kanto XV’te tekrar ortaya çıkar, sanki “kes-yapıştır” oraya yerleştirilmiş gibi. Kendilerine “Sıvı Hayvanlar” diyen herhangi bir heavy metal grubunun olup olmadığına bakmadım henüz ancak yoksa da çok geç değil! Ve “Invidia” Latincede kıskançlık veya haset anlamına geliyor ancak burada kötücül, şeytani bir güç veya Demiurgos’un Dölü olarak karşımıza çıkıyor.

Kanto XV’te, Ez iyice çığırından çıkıyor. Genellikle sinekler ve kurtçukları görüyoruz ancak şimdi paragöz yönetici sınıf ve dalkavukları gerçekten boka batmış durumda, yüzükoyun, osuruklu bataklıkta debeleniyorlar ancak kendileri insectoid olarak karşımıza çıkıyor “tüm arka bacakları seğiriyor/hançerler ve şişe dipleriyle birlikte/savunmasız bir anı bekliyorlar.”

Konunun muhtemel yabancısı için: Pound sanatta, şiirde ve estetikte bir devrime yol açmak niyetinde olduğunu ilan etmişti ve en sıkı devrimci-sanatçı arkadaşları 1914-1918 savaşında hayatlarını kaybetmişti. Tam da bu noktada sinirli olmakta haklı, değil mi?

Kafka’yla Pound’u karşılaştırmak çok kolay gibi görünebilir ancak Pound’un insectoid imgelemi, böceklerin doğal yaşam alanlarına da eşlik eder: insanların üstünde, etrafında ve içinde gezinen – diğer şeylerin yanında Çürümenin neden olduğu Açgözlülük. Ne Pound ne de Kafka’nın eserlerinde böceklerden bilinçli bir şekilde tiksindiklerine dair bir duyguya kapılıyoruz. Diyebiliriz ki, her biri insectoid imgelemini, sıklıkla “Birinci Dünya Savaşı” olarak anılan ancak benim 1914-18 arası Dünya Savaşı Dönemi olduğunu düşündüğüm dönem sonrasında olayların gidişatından duydukları korku ve iğrenme duygularının yansımasının doğal bir sonucu olarak kullanıyor; o zamandan beri savaş dışında başka hiçbir şey görülmemiş ve umarım ki Steven Pinker, öğretmeni Chomsky’nin politik yazılarına dilbilimine gösterdiğinden daha fazla önem verir…

 

20.Yüzyılın Başlangıcında İki Popüler Bilimsel Kaynak: Haeckel ve Fabre
Ernst Haeckel 1919’da öldü. Darwin’i tanıyordu. Fazlasıyla Germen bir profesördü (tüm canlı şeyler arasında bir uyum vardır), bir doktor, embriyolog (“ontojenez, filojenezi özetler”) ve dudak uçuklatan bir sanatçıdır. Küçük canlıları betimlediği çizimlerine hayranım. Doğadaki Sanat Biçimleri kitabına bir bakın, benim favori Sanat kitaplarımdan biridir: saykodelik ve hatasız, güzel ve entelektüel açıdan kışkırtıcıdır. Kafam güzelken bunlara bakmaya bayılırım. Hiç şüphe yok ki, birçok 20. yüzyıl yazarı Haeckel’in çalışmalarını görmüş ve ondan esinlenmiştir. Fransız film yapımcıları Nurisdany ve Perennou’nun (1996 yapımı Mikrokozmos filmine bakın!) Haeckel’a bulaştığı kuşkusuzdur. Ancak aynı zamanda, Jean-Henri Fabre’ı da ihmal etmez. Fabre 1915 yılında öldü ve her ne kadar teoriye karşı olan bir erken Fransız düşünürü olsa da Darwin onun çalışmalarına bayılıyordu; More Hunting Wasps adlı kitabındaki VIII. Bölüm “A Dig At the Evolutionists”i inceleyin. (Alexander Teixeira De Mattos, F.Z.S tarafından yapılan çeviri bana tamamıyla muhteşem geldi (Joyce, Nabokov ve Stevens hayranlar, oldukça kısa Bölüm 8 “A Dig At The Evolutionists“i bir inceleyin derim). Ayrıca Wiki makalesindeki taranmış materyallerin listesine bakın. Fabre etait un virtuose merveilleux!

Burroughs
Böcek imgelemi Burroughs’un geniş külliyatında sıklıkla karşımıza çıkar ancak Çıplak Şölen’in yalnızca Cronenberg’in selüloit çevirisini gördüyseniz, Burroughs’un böceklere takıntılı olduğu hissine kapılabilirsiniz. Değildi. Ancak Kafka ve Pound’ın kendi tarzlarında olduğu gibi, böcekler, Kontrol, Otorite ve Devlet Gücüyle ittifak halinde veya ona mikro katkılarda bulunmaktadır. Garip bir biçimde, Devlet Gücü ve Kontrol, Frankfurt Ekolündeki tipler tarafından, kendinden emin araçsal rasyonaliteye köle olarak teorize edilmiştir – amacı (telos) olmayan sanat (techne) – yalnızca kendi iyiliği için “daha fazla ve daha iyi”, “insan” değerleri çok fazla göz önünde bulundurulmaksızın; Burroughs, Pound ve Kafka’dan hareketle –yeryüzündeki diğer canlılar kadar insan ve rasyonel olmayan?!– böcekler, Modern Devlet aygıtında özne olan bireyin değerlerini tamamıyla aşmış bir rasyonaliteyi temsil eder. İnsani sıcaklık, sevgi, sabır, yetiştirme, – Kutsal Dişi- bunların hepsi Araçsal Rasyonalitenin antitezidir… Yine de Burroughs’un meşhur kadın düşmanlığıyla birlikte kendisi –besbelli- bir parça farklı bir durumu temsil etmektedir.

Çıplak Şölen’de bir ajan, başka bir ajanın çalıştığı kişiden şüphelenmektedir: kendisi olan benzer insanlar için çalışıyor olabilir veya “Başka bir galaksiden gelen dev böceklerin güvenini temsil ettiği söylentileri var.” Burada böcekler kelimenin tam anlamıyla ET işlevi görmektedir. Ancak daha sık görülen Burroghsian böcek mecazı da, hiçbir insan değerine saygısı olmayan araçsal rasyonalistler oluşudur. Biraz daha odaklanalım: WSB’nin, AMA’nın Güç kullanımına ve genel olarak modern Batı tıbbi kurumlarına yönelik bazı başlıca şüpheleri vardı. Macunun popüler suç ortakları için buradan tüymeden önce işte size Çıplak Şölen’den fantazmagorik bir bölüm:

Lobotomi Çocuk, Doktor “Fingers” Schafer ayağa kalktı ve Katılımcılara dönerek, soğuk mavi, yıkıcı bakışlarını yöneltti:

“Beyler, insan sinir sistemi sıkıştırılmış ve sadeleştirilmiş spinal kolona indirgenebilir. Ön, orta ve arka beyin, adenoidi, yirmilik dişi ve apandisi izler…Size Şaheserimi veriyorum: Tamamen Endişelerinden Arınmış Amerikan İnsanı…

Trompet sesleri: Adam çırılçıplak, iki zenci tabut taşıyıcısı tarafından taşınmaktadır, hayvani, alaycı bir vahşilikle onu platforma bırakırlar…Adam kıvranır… Eti yapışkan, saydam bir jöleye dönüşür, yeşil sisin içinde dağılır ve canavarımsı siyah bir çıyanı ortaya çıkarır. Dalga dalga pis bir koku tüm odayı doldurur, ciğerleri yakar, mideyi altüst eder. – sf. 87
Allen Ginsberg’in Burroughs hakkındaki – Swift ile eşit düzeyde bir hicivci olduğuna ilişkin – tanıklığını da eklemek istiyorum ve buna bir noktaya kadar katılıyorum. Bu noktada, böylesi bir pasajın komik yönlerini, WSB’yi gerçekten de tehdit eden Kontrol unsurlarına ilişkin bir belagat olarak değerlendirmeye de davet ediyorum, ancak diğer zamanlar görünen o ki, WSB proto-punk bir sanatçı-entelektüel ve alaycı bir biçimde dudak büktüğü büyük bir servetin hatırı sayılır kısmının mirasçısıdır. Bir seferinde, Burroughs M.D.’ye nişan almıştır ancak kendisinin homoseksüalitesi devlet tarafından resmi olarak “hastalıklı” bir varoluşsal zihniyet olarak görülmüştür ve evet, eroin bağımlısıdır ve ailesinin hali vakti yerindedir. Bizi (biraz da olsa?) ilgilendiren şeyse, Modernizmin üç büyük figüründe böcek imgelemi.

Kafka, Pound ve Burroughs birer ucube miydi. Elbette. Ama ben de öyleyim. Yoksa neden burda oturmuş onların durumlarını tartışayım?

İşte size böceklerin dünyanın varisi olacaklarını öne sürmek isteyen 1970’lerden bir “belgesel”. The Hellstrom Chronicle’ı hatırlayan var mı? Yapmacık ve bir nevi kulak tırmalayan bir filmdi ancak Oscar’ı kazandı. (Ama siz siz olun önce Microcosmos’u izleyin!)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s