HANIN ELIAS Yeni bir Dünya’ya Yeni Sesler Uyarlıyor – JC Gonzo

 

editör: deniz cansever

 

hanincopy

 

Editörün Notu: Bu iki parçalı bir tematik bir çalışmanın ilk parçası. Diğeri Atari Teenage Riot’un video manipülasyon dehası Zan Lyons ile bir röportaj. Onu da aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

http://theendofbeing.com/2010/09/17/zan-lyons-exclusive-interview-video-art-in-the-music-hall/

 

Hanin Elias, orijinal Atari Teenage Riot’un eski kadın vokali olarak tanınıyor. Fakat 90’larda Berlin’in dijital hardcore sahnesinde ve genel olarak “feminist” müzikte bir köşe taşı oluşu gözden kaçıyor.

Elias, Kathleen Hanna ve Thurston Moore ile birlikte çalıştı. Le Tgre’nin feminist marşı “Hot Topic”te adı The Slits ve Joan Jett ile birlikte geçti. Chicks on Speed’in Girl Monster box setinde rol almıştır. Eğer bunlar yeterli değilse kadın taraftarı, radikal bir plak şirketi olan Fatal Recordings’in de kurucusudur.

Atari Teenage Riot’un 2010’daki reformasyonundan beri Hanin’in yokluğu üzerine herhangi bir tartışma yok. Grubun orijinal sıralaması MC Carl Crack, Hanin Elias, Nic Endo ve Dijital Hardcore Recordings’in kurucusu Alec Empire idi. MC Carl Crack 2001’de hayata veda etti ve 2010 yılında yeni videocu Zan Lyons ile birlikte gruba yeni bir üye daha eklendi, CX KIDTRONIK. Nic Endo kadın vokallerin yerini üstlendi ve eskiden Hanin’in söylediği parçaları söylemeye başladı.

Bugünkü Atari Teenage Riot enkarnasyonunun ilk çalışmaları sırasında Hanin’in potansiyel katılımı üzerine kafa karışıklığı vardı. Alec Empire twitter üzerinden dokuz yıl süren sessizlikten sonra Hanin’in kendisiyle temasa geçtiğini duyurdu. Gruptan 2001 yılında kişisel çatışmalar ve gerilimler yüzünden ayrıldığı herkesçe biliniyordu.

Birçoğu için bu bir uzlaşma ve dolayısıyla da tekrar bir araya gelme habercisiydi. Yeni Atari Teenage Riot’un ilk canlı performansı on-line duyurulduğunda grubun fotoğrafında dört üyenin üstü siyahla kapanmıştı:

Eğer bu fotoğraf değilse bile dört grup üyesinin de olduğu diğer eski fotoğraflar ortada boy gösteriyordu. Hanin Elias’ın onlarla sahneye çıkacağı anlamına mı geliyordu bu? Ben öyle düşündüm. NME gibi medya kanalları ve hayranları da öyle düşünmüştü. Ama tabii ki durum öyle değildi. O zamandan beri internet üzerinde pek çok tartışma var. Hanin Elias’a ne olmuştu? “Bu işi bıraktığını” söyleyerek müzik dünyasından çekilmişti. Neyse ki sadece müzik endüstrisini bırakmıştı, müziği değil.

Şimdi “Everywhere Nowhere” isimli yeni bir albümle geri dönüyor ve bambaşka bir görünüme sahip. Birçok önemli katkının yanı sıra yapım ve düzenlemede Steven Severin (Siouxsie ve the Banshees) ve Paul Kendall (Depeche Mode) isimleri var. Sevilen İtalyan sinema yıldızı Asia Argento bile Hanin ile birlikte söylemek istiyor.

Hanin’in yeni tarzı dijital isyankâr kız tiplemesinin ötesine geçiyor. Kulağa hoş ve dinlendirici gelen ama melankolik olmayan bir pop tarzına yöneliyor. Bu, onu Atari Teenage Riot’un derin öfkesiyle bağdaştıran bazı hayranlarında şok etkisi yarattı bu. Ama çoğu onun yeni haline kucak açtı. Bazıları tek katmanlı öfke patlamalarını özleyebilir ve yeni tarzını monoton bulabilir. İnsan böylesine üretken bir müzisyenin daha geniş bir spektrumu kapsamasını bekliyor.

Hanin daha fazlasını yapma, müzikle daha kişisel ve daha yakın bir ifadeye yayılma kabiliyetine sahip. Emin olun hala çığlık atabiliyor. Ne zaman ve nasıl yapacağı konusunda daha net ve olgun kararlar alıyor sadece.

Hanin ile bu konuları görüntülü sohbet üzerinden konuştuk.

 

2006’da Fransız Polinezya’sına taşındın ve müzik dünyasından kayboldun. Neden müziği bırakıp bir cennet adasına taşındın?

Hayatı takip ettim. Sadece müzisyen değilim ben. Bir insanım. Tatillerde buraya gelirdim. Burada bir dükkân açtım ve antika satmaya başladım. Diğer müzisyenlerle solo yapmaya devam ettim, ortak projelerde yer aldım. Müziği gerçek anlamda bırakmadım hiç.

Müzik benim için bir iş değil. Müziği meslek haline getirmedim hiç. Yaratıcılığımı ve hayatımı “canlı” tutmak istedim hep. Sadece canım istediğinde şarkı yapıyorum plak şirketi söylediğinde değil.

Fransız Polinezyasına gittiğimde adaya ve bir adama aşık oldum. İlişkim beş yıl sürdü ama şimdi geri dönmeye hazırım. Ayrıldık ve dönmeye hazırım. Hayat beni nereye götürürse gitmeye hazırım. Maceraperestim ben. Sadece sezgilerimle yaşamayı seviyorum.

İki çocuğum var. 11 yıl süren bir evliliğim olmuştu daha önce. İki kişi ile ortak olup eski bir şato satın aldık. Onu restore etmek istedik ama sorun çıktı. Şatodan ayrıldım ve bir adada “basit bir hayat” sürmeye karar verdim. Şato bana göre değildi. Hayatımı ölü taşlar arasında geçiremezdim. Hayat devam ediyor biliyorsun.

Burada çok şey öğrendim. Psikolojik problemleri olanlar için iyi bir seçim bu. Burası bana çok iyi geldi.

Balık tuttum, toprakla uğraştım… Kendi halinde temiz insanlarla bir arada oldum. Bazen çok kaba da olabiliyorlar. Böyle insanlarla yaşam standardınızı sürdüremezsiniz, insana gülüyorlar.

Çalışmalarının merkezinde feminizm var. Şarkılarının çoğu cinsiyet eşitliğinden, kadın haklarından bahsediyor. Orada nasıl gelişti işler?

Doksanlardaydı o. İlk çocuğum olduğunda gruptaki erkekler hamileliğimi sorun ediyorlardı. Genelde kadınlarla, duygularla sorunları vardı. İş planlarına uymuyordu bunlar. Fatal Recordings fikri böyle doğdu. Çünkü bu müzikal yapıda bütünü görebiliyordum, bu erkeklerin dünyasıydı. Artık çok fazla üzerinde durduğum bir konu değil ama bu.

[Fatal Recordings başlangıçta sadece kızların olduğu bir şirketti. Hanin zaman içerisinde misyonunu güncelledi: ‘Fatal kadınlar için olduğu kadar erkekler için de bir platform. Onlara teknokratik beklentiler olmaksızın elektronik müzik yapma fırsatı sunuyor”]

Bir sürü erkek sormaya başladı bana: “Neden ben senin şirketinde olamıyorum? Ben de feministim. Kadınları anlıyorum ve daha iyi bir erkek olmaya çalışıyorum…” diye. Sonra kendime sordum, neden erkeklere kapatıyorum ki diye. Fatal hümanist bir tutum içerisinde olan herkese açık bir şirket haline geldi.

Feminist düşünce dünyayı daha fazla etkilemeli.


 Evet, bütün bu radikal çalışmaların amacı da bu değil miydi zaten? Erkeklerin buna açık hale gelmesi ve kadın taraftarı olması. Bu bir erkek/kadın devrimi, dediğin gibi..

Evet kesinlikle. Tamamen insanın tutumuyla ilgili bu. Bireyin nasıl yetiştirildiğiyle ilgili. falan. Sadece siyah ya da beyaz bakamazsın hayata. Ama o zaman her şeyi siyah ya da beyaz olarak görüyordum. Öfke oradan geliyor çünkü. Sonra kendini sorgulamaya başlıyorsun. Ve git gide açılıyorsun.

İnsanlar “Hanin tam bir feminist, çok radikal” derlerse artık öyle değilim. O zamanlar öyleydi ve yaydığım agresif enerji birçok insanı aynı tarafa yönlendirdi. İnsanların bir şeylere yoğunlaşması için halen de gerekli bir şey öfke. Ama ben şimdi daha rahatım artık.

Atari Teenage Riot ile bütün enerjimizi politik bir şeyler yapmak üzere öfkemize kullandık. Ama o öfke artık yok. En azından bende yok. Diğerlerinde de görmüyorum bunu. O zamanlar gerekliydi ama.

Evet, sonuçta Atari Teenage Riot bu. Hayatımızdaki o geçiş süreci. Her şeyin çok yoğun yaşandığı bir dönem ilk gençlik yılları. Deneyimlenmesi gereken duygular bunlar. Ama o duygulardan bir şeyler öğrenmeli ve büyümeliyiz. Ve yola devam. Devam demişken, yeni albümün “Everywhere Nowhere” hakkında neler söyleyeceksin?   

Kendimi hazır hissediyorum bu yeni albüm için. Çoğunlukla aşk, toplum ve birey temaları var içinde. Artık sistemi eleştirmiyorum. Daha kişisel bir tutum içindeyim. Bu herkesin içinden geçtiği bir süreç. İçinde taşıdığın ve kendin çözmen gereken temel sorunların var. Diğerleriyle uğraşırken kendinle uğraşıyorsun aslında. Hükumetle, polisle… ama biz de bu sistemin bir parçasıyız.[1]

Kimlerle çalışıyorsun?

Hamburg’da Marcel Degaz ile çalışmaya başladım. Demoları onun evinde kaydettik. Şirket kavgası yüzünden uzaklaşıp müziği bırakmak istedim. Kendi şirketimden ve bütün sorumluluğun üzerimde olmasından çok bıkmıştım. Bütün param bütün enerjim Fatal’e gitmişti.  Ve gerçekten ticari kafam yok benim. Kendi hatamdı bu benim.

Şimdi bir plak şirketi arıyorum albümümü çıkaracak. İşin ticari tarafı kendim üstlenmek istemiyorum.

Evet, hiç eğlenceli değil.

Denedim ama sonunda elime hiçbir şey geçmedi. Sanatçılar kazandı biraz. Ama benim durum iyi değildi. Zor zamanlar geçirdim. Sonra bütün piyasa dağıldı.

Sonra buraya Fransız Polinezyası’na geldim. Bir sürü insan aradı ve program yapmamı istedi. Hayır dedim onlara. Buraya balık tutmaya, patates ekmeye geldim dedim. Hiçbir şey yapmak istemedim.”

 

Sonra Şilili grup ICI’dan Diego Sagredo bana hayran olduklarını, 12 yaşından beri beni dinlediklerini söyledi. Şili’de bir solo konser vermemi istediler.

Adadan biraz çıkmak iyi gelecekti. Şili’ye gittim. Bütün şarkılarımı biliyorlardı. Onlarla birlikte stüdyoya girdim. Şimdi toplamda 18 yeni şarkım var.

Belki de iki albüm yapmalıyım. Biri sert diğeri pop.

Harika olurdu. Birbirlerini tamamlarlardı.

Şu anda plak şirketleriyle görüşüyoruz. Depeche Mode’dan Paul Kendall, Siouxsie and the Banshees’den Steven Severin ve Aisa Argento, hepsinin katkısı olacak.

Heyecan verici! Olgun ve yetişkin bir sanatçı olarak yeni tarzınla ilgili eleştiri aldın mı hiç?

Oldukça garip, pek çok Atari hayranı tamamen farklı olsa da şu anda yaptığım müziği sevdiklerini söylüyorlar. Negatif bir tepki almadım. Ama belki de araştırmadığım için. Google’da bakmıyorum kendime. Belki de sadece haberim yok. Öyle olsa bile çok etkileneceğimi sanmıyorum. Rol yapamam bu saatten sonra.

Farklı tarzlara bürünebilmen güzel. Yirmi yıl aynı şeyi yapan sanatçılar çok sıkıcılar…

Doğru, tek kültürlü yaklaşımdan çıkmak iyi bir şey. Daha esnek olmalı ve hayatın işaret ettiklerini görmelisin. Kendi imajın bile olsa bir şeylere yapışıp kalmaya gerek yok.
Yeni ATR ve yeni bir turne varken hiç kimsenin senin neden orada olmadığını sormaması bana garip geliyor. Senin tartışmaların dışında kalman bana göre hiç adil değil. Sonuçta grubun kimliğinin çok önemli bir parçasısın sen. Carl Crack’te öyleydi ama dokuz yıl önce öldü.

Hikâye şöyle: Alec ile aramızda süren dokuz yıllık sessizlikten sonra barışma kararı aldım. Doksanlarda kişisel sorunlarımız vardı ve ben bu yüzden ayrıldım gruptan. Sözleşmelerle uğraşmak zorunda kaldım, dolandırıldığımı hissettim. Motivasyonum düştü. Turnedeyken hamileydim ve saf dışı bırakıldım. Benden beklenen ‘isyankâr bebek” işlevimi yerine getiremediğimi görüyordum.

Fakat insanların arkadaşlıkları ve ilişkileri gerçekten önemli. Bu yüzden Alec ile iletişime geçtim. Eğlence olsun diye sahneye çıkalım istedim. Ama o Atari için çoktan yeni planlar yapmıştı. Bu turne planlanmıştı bile.

“Belki önce telefonda konuşmalıyız” dedim ama bana bilgi vermek istemedi. Bana beklememi söyledi ve ben de ona inandım. Ama bu geçmişte de olmuştu. O zaman da aynı üzüntüyü yaşamıştım.

Ben Atari Teenage Riot’un bir üyesiydim, Alec için çalışan birisi değil. Benim de karar alma hakkım vardı. Bir sürü şarkı yazdım, gruba enerji kattım. “Sick to Death”ın yüzde doksanı bana ait.

Evet, Kathleen Hanna’ya ilham veren şarkı.

Büyük hayranlarımdan biriydi o, ve aynı zamanda arkadaşımdı. Geldi ve bizimle bir şarkı yaptı.

Şarkılarından birinin remiksini de yaptı değil mi, ‘Girl Serial Killer’…

Bunların hepsi görmezden gelindi. Yeni bir single çıkarmak istiyordu Alec. Müzikleri gönderdi bana. O zamanlar Tahiti’de hortum çıkmıştı ve hem de hastaydım. Kaydetmek için sadece bir günüm olduğunu söyledi. O yüzden her şeyi bir günde yapmak zorunda kaldım. Cehennem gibiydi ama her şeyi ayarladım ve kaydı tamamladım. Boğazım çok kötü biraz daha zaman ver dedim ama ses seda çıkmadı.

Tekrar kaydetmeyi önerdim ama toplantısı olduğunu söyledi, konuşmadı bile. İki gün sonra single çıktı ve ses benim sesim değildi. Nic Endo söylemişti.

Ve yaptığın hiçbir iş yoktu.

Boğazım kötüydü tamam ama bu türlü durumlarda bir takım efektler kullanılabileceğini çok iyi biliyorum. Beni istemiyordu mesele buydu. Ona sorun çıkarıyordum. Sessiz kalmadım ama beni yok saydı. Facebook üzerinden kontak kurdum. Bana biletleri göndereceğini söyledi.

Facebook’ta okudum bunu evet. Onlarla turneye çıkmak için gerekli olan biletler.

ATR’nin turneye çıkacağını duyurduklarında, orada burada röportajlar sürerken ben burada bilet bekliyordum. CX KİDTRONİK ile ilgili konuyu o röportajlardan öğrendim. Ben yoktum grupta. Ama gönderdiği maillerde benim de grupta olacağımı ima ediyordu.

Bütün bunları internet üzerinden yakından takip ettim ve hiçbir cevap alamadığını gördüm.

Plan yapmak önemliydi, çocuklarım var, işim var, bu turneye çıkıp çıkmayacağımı ve biletlerin gelip gelmeyeceğini bilmem lazımdı. CX KİDTRONİK kendininkileri aldığını ve benimkilerin de gelmiş olması gerektiğini söyledi ama o biletleri hiç almadım.

Sonra Alec’in artık şarkı söyleyemediğimi iddia ettiği röportajları okudum.[2]

Alec’in söylediğine göre Hanin defalarca onunla konuşmaya çalışmış ama Alec onunla herhangi bir direkt temastan kaçınmış çünkü sonuçta onun yeni ATR ye dahil olmasını istemiyordu.]

Beni grupta istemiyor bunu kabul etmekten başka seçeneğim yok. Kabul etmediğim şey basına sesimi kaybettiğimi söylemesi ve turneye çıkmak istemiyormuşum gibi göstermesi. Bu doğru değil.

Teşekkür ederim. Bu konuyla ilgili büyük bir muammaya açıklık getirmiş oldun.

Bu konuyu unutmayı ve tekrar açmamayı tercih ederdim ama verdiği röportajları okudukça konuşmam gerektiğini hissettim.

[Ben de öyle hissettim. Hanin konuşmayı güzel sonlandırdı. ]

Bu karışık bir hikâye. İnsanlar da öyle. Sadece siyah ve beyaz değil. Hiçbir ideolojiye saplanmayın çünkü her şey her an değişmekte!

 

SUB 003

Kızılay-Ankara

Kış 2013

 

[1] [Philip Virus ve Hanin Elias’ın hapse mahkûm olan ve açlık grevinde hayatını kaybeden aktivist yapımcı Holger Meins için yaptıkları çalışma: http://www.historisches-baumaterial.de/virusfilms/ ]

 

[2][Hanin’in bahsettiği röportaj için

http://www.tagesspiegel.de/kultur/pop/alec-empire-fuer-immer-stoerenfried/1920476.html ]

Röportajdan alıntı:

Immerhin war es Hanin, die letzten Herbst einen Versöhnungsversuch wagte.Sie schrieb mich auf Facebook an und fragte, ob wir nicht wieder zusammen spielen sollten. Erst sprachen wir bloß über ein oder zwei Shows, inzwischen geht die Tour schon bis November, mindestens. Tragisch ist nur, dass Hanin am Ende doch noch einen Rückzieher gemacht hat. Ihre Stimme hat nicht genug Kraft zum Dauerschreien.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s