Underground Poetix – Deleuze Özel

up16_1024x1024.jpg

UP Sayı 16, Ekim 2016

UP XIV represents the real hiphop : Deleuze ve Post Punk sayısında emeği geçen,  başta underground poetix ekim ayı editörü Can Batukan olmak üzere herkes ruh hastasıdır.

*Eylül’ü atlamak durumunda kaldık ama bu süre derginin daha da garipleşmesini sağladı. Murat Mrt Seçkin « Müzikal Moronlar » ve post punk’ın ülke üzerindeki karanlık emellerini anlatan yazısıyla mütevazi bir giriş yapıyor.

*Bartok, Stravinsky, Varese… Fakat neden punk değil ?

*Gilles Deleuze’ün rizom ve sinema üzerine kurduğu iki minik diyagram ile tanışın : Vincennes ders notları !

*« Deleuze, Punk ve Post-Punk » Can Batukan’ın bizler için hazırladığı bir « giriş dersi ». Elbette  her zaman için derslere gitmeyi değil kırmayı seçen UP XIV okuyucusunun « hayvan-oluş »tan yola çıkarak ilerleyeceği punk rotası da, kendisini çok farklı yerlerde bulmasını sağlayacak.

*Rafet Arslan bilim kurgu ve müziğin yarattığı « Sesler Adası »na doğru yola çıkıyor. Sonic Youth, Mary Shelley ve the Residents’ı buluşturan ortak nokta neydi dersiniz ?

*Throbbing Gristle’ın bir form dışılık olarak punk ve queer’la inşa ettiği « moleküler devrimi » Zafer Aracagök’ün eşsiz yaklaşımı ile okuyacağız bu ay.

*Paul Hegarty ; Foucault ve Attali’den yola çıkarak bizi Crass konserinde pogoya fırlatıyor ve neo-liberal politikalara karşı punk’ın çizdiği savunma hattını tartışmaya açıyor.

*Volkan Çağlayan yüzyılın en önemli deşifre metni olan Bin Yayla ile Klasik Müziğin kesintili haritasını ortaya çıkarırken,

*Daha önce bir söyleşiyle UP XIV sayflarını şereflendiren Richard Pinhas, zamanın sessizlikle yaptığı koalisyonu ve ortaya çıkan figürsel dizilimlerin fonksiyonlarını açıklayacak.

Beat Kuşağı: Hippi Değil “Hipster”

BeatKusagiKapak23.jpg

Diane Huddleston
SUB BASIN YAYIM

http://www.kitapyurdu.com/kitap/beat-kusagi-amp-hippi-degil-hipster/405672.html&publisher_id=8003

https://www.facebook.com/subgaragezero/
Bu çalışma, Beat Kuşağı gibi toplumsal bir hareketin etkisinin ve anlamının yıllar boyunca nasıl yanlış anlaşıldığına bir örnektir.

İkinci Dünya Savaşı, atom bombası ile sona ererken, Amerika ve Sovyetler Birliği arasında da Soğuk Savaş temellerinin atılmasına öncülük etti. Bir yandan komünizm korkusu yayılırken, Joseph McCarthy, Amerikan Karşıtı Eylemleri İzleme Komitesi’nin “Baş Araştırmacısı” olma rolünü üstlendi. Amerikalılar, savaştan önce (sigortalı iş, mutlu evlilik, iyi aile, hak edilmiş emeklilik ve çok çeşitli tüketim maddeleri ile) bıraktıkları hayata, kaldıkları yerden devam etmek istiyorlardı. Genç nesilden, okula gitmesi, iş bulması, hayatını ahlak kuralları çerçevesinde yaşaması, evlenip çocuk yapması, sonra da ebeveyninden aldığı bu hazır ambalajlı yaşamın meşalesini, kendi çocuklarına aktarması bekleniyordu. Riayet etmek, iyi bir vatandaş olmanın düzen tarafından konulmuş güvenli önkoşuluydu. Ancak, emniyet ve asayişin her an ortadan kaldırılabilecek bir görüntüden ibaret olduğunu düşünenler de vardı. Çoğu Amerikalı, hassas ve savunmasız oldukları gerçeğini düşünmemeye çalıştı. Oysa dünya, altı milyon Yahudi’nin gaz odalarında öldürülmesinin, Avrupa’nın ırzına geçilişinin, ‘Küçük Çocuk ve Şişman Adam’ın Japonya’da yüz binlerce insanı öldürmesinin artçı şokları ile hala yalpalamaktaydı.

Bu “gerçeklerden kaçan” sessiz toplumdan, paketlenmiş yapay bir hayatı yaşamayı reddeden bir grup – hipsterlar – ortaya çıktı. Zenginliğini yeni yeni keşfeden ve maddiyat peşinde koşan Amerika ile yürümektense, yaşamın içinde manevi bir anlam aramayı tercih ettiler. Onları radikal, tehlikeli, serseri diye adlandıran tutucu kesime göre hayat tarzları bir skandaldı. Buhran dönemini yaşamış olan eski nesil, gençlerin çalışmak istememesini anlayamıyordu, özellikle de maaşı iyi olan bir sürü iş mevcutken. Hayatta kalmak için büyük mücadeleler vermiş olanlar, bu radikallerin ihanetine, Amerika’daki zenginliği reddedişlerine anlam veremiyorlardı. Bu aykırı nesil, Beat Kuşağı idi.
Beat Hareketi, bir zafer ve bir trajedi idi. Öncüleri, Amerikan kültürüne yaptıkları yaratıcı katkılar ve ektikleri uyumsuzluk tohumları ile büyük bir zafer yaşadılar. 1960’lara gelindiğinde bir başka nesil onların tarlalarında ekin biçecek, sosyal adaletsizliğe ve savaşa karşı çıkacaktı. Ya bilmeden ya da bile bile, trajedi şuydu ki Beat Kuşağı yanlış anlaşıldı ve medya tarafından yanlış tanıtıldı. Medya, Beat Kuşağı’nın ne olduğunu kendisi de tam anlayamamışken açıklamaya çalıştı. Toplumu manevi ve hakiki olarak yeniden inşa etme mesajını karanlığa gömen, basite indirgenmiş, gerçek olmayan bir klişenin yayılmasına neden oldu; onları, Beatnik denilen çizgi film karakterlerine dönüştürdü. Beatnikler, bir ürüne dönüştürüldüler; imajları kafelerin, bodrum katındaki gece kulüplerinin tanıtımında kullanıldı; gazetelerin, plakların, kıyafetlerin ve aksesuarların satılmasına yardımcı oldu. İronik olan ise, reklamcıların bütün bunları, bu yaşama gönülsüzce imrenen numaracılara satmasıydı. Gitgide eski muhafız Beatlerin yerini, yeni yetme özentiler alıyordu. Beatnikler, düzenin şiddet ve suç alarmına geçmesine neden olan bir gençlik hevesi olmuştu. Bu çalışma, Beat Kuşağı gibi toplumsal bir hareketin etkisinin ve anlamının yıllar boyunca nasıl yanlış anlaşıldığına bir örnektir. Bu makale, parlayışı, sönüşü ve ortadan kayboluşu sırasında ve sonrasında (aşağı yukarı 1957 ve 1960’ların başında) tarihçilerin ve eleştirmenlerin Beat Kuşağı ile ilgili sahip oldukları algılardan örnekler sunacaktır.

Yeşil Mutfak Vegan – Vejetaryen Yemek Tarifleri ve Yemek Kültürü Kitabı

VeganKapak33.jpg

Lisa Jervis
SUB BASIN YAYIM

http://www.kitapyurdu.com/kitap/yesil-mutfak-amp-vegan–vejetaryen-yemek-tarifleri-ve-yemek-kulturu-kitabi/405674.html&publisher_id=8003

 

https://www.facebook.com/subgaragezero/

 
“Tabağınızdaki politik şeylerden bıktınız mı? Yemek için alışveriş yaptığınız zamanlarda suçluluk duygusuyla kıvranıyor musunuz? Bu sevimli rehberde Lisa Jervis yalnızca bilinçli ve gezegenle barışık bir şekilde yemek yemenin ne kadar kolay olduğunu değil, ayrıca ne kadar ucuz ve kullanışlı olduğunu ve evinizin mutfağında nasıl neşeli hissedebileceğinizi gösteriyor.” – Stuffed and Starved: The Hidden Battle for the World Food System’ın yazarı Raj Patel.

“Yerel ve işlenmemiş yeme üzerine güçlü vurgusuyla Yemek Pişirmek, vegan olmakla veya vegan sucuk tüketmekle ilgili tereddütlerinizin üstesinden gelmenize yardımcı olacak. Bu, mutfağa adımını ilk defa atanlar ve daha sağlıklı bir gezegen yaratmak için işi sonuna kadar götürmek isteyen vejetaryenler için harika bir kaynak.” – Lickin’ the Beaters: Low Fat Vegan Desserts’ün yazarı Siue Moffat.

“Gün içinde birkaç kere, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için bir fırsat istediğiniz oluyor mu? Lisa Jervis’in el kitabı Yemek Pişirmek’teki makul, esprili, sade ve etik kılavuzları izleyerek kendinizi beslemeyi öğrenin. O, yemek kitaplarının Dennis Kucinich: ufak, politik, güçlü ve dört yıllık üniversite diplomasına kesinlikle sahip değil. Okuyun ve yiyin.” – Manifesta: Young Women, Feminism and the Future’ın eşyazarı ve Look Both Ways: Bisexual Politics’in yazarı Jennifer Baumgardner.

”Yemek Pişirmek, ilham verici, kuşatıcı bir yemek okulu ve her şeyi daha lezzetli kılmak için bir rehber. Ayrıca günümüz yaşantısındaki yemekle ilgili önemli fikirlerle kendimizi nasıl bağdaştıracağımızı güçlü bir şekilde gözler önüne seriyor.” – Surprised by God: How I Learned to Stop Worrying and Love Religion’ın yazarı Rabbi Danya Rutenberg.

“Sonunda! Yemek ve sosyal adaleti, yani kilolu insanların (her ölçüden insanların) da hayattan zevk alabileceğini konu alan zeki ve kullanışlı bir kitap. Lisa, kilolu insanlar üzerine yapılan tüm tartışmaları gereksiz görüp bir köşeye atabileceğimiz küçük bir izdüşüm yaratmamız için birçok iyi ve ikna edici sebep sunuyor. Teşekkürler Lisa, bu lezzetli ve gerçek anlamda acımasız olmayan kitap için!” – FAT!SO? Because You Don’t Have to Apologize for Your Size’ın yazarı Marilyn Wann.

“Lisa Jervis’in zihni, kalbi ve tat tomurcuğu tam olması gerektiği yerde, ve Yemek Pişirmek’i okumak mutfağınızda onu ağırlamak gibi. Kitap, güçlü, aklı başında, sağlıklı, eğlenceli bir arkadaşınızla yemek yaparken sohbet ediyormuşsunuz hissi veriyor, ve sonra arkadaşınız “bir tutam şundan dene” diyor. Bu oldukça kanıtlayabilir ki böyle bir dostluk için alışveriş, pişirme, yeme alışkanlıklarımızı ve yemekle ilgili düşüncelerimizi değiştirmek için ileriye adım atmak gerekiyor.” – The Ex-Boyfriend Cookbook ve Osprey Island’ın yazarı Thisbe Nissen.

“Güzel mizah ve seviyeli bir zihinle bu ilmi eser, beslenme faşizminin elitizmini taze, dürüst, sebze merkezli yemekten ayırıyor ve az işlem görmüş yiyeceklere aşina olmayanlara ve yemek tecrübelerine öğretim ve ilham vermek amacıyla sağlıklı, kullanışlı tarifler sunuyor.” – Virgin: Untouched History ve Unruly Appetites’ın yazarı Hanne Blank.
“Lisa Jervis iyi bir aşçı olabileceğim konusunda beni ikna etti. Konu gezegenimizi ve sağlığımızı korumaya gelince kusursuz olamayız elbette, ama bu inatçı, dost canlısı ve kullanışlı kitap, elimizden gelenin en iyisi için bizi cesaretlendiriyor. Bir gecede dünyayı değiştiremeyebiliriz ama yeme alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz.” – Opting In: Having a Child Without Losing Yourself’in yazarı ve Third Wave Foundation’ın eşkurucusu Amy Richards.

“Yemek Pişirmek, sağlıklı, yerel ve bilinçli yemek pişirme konusunda öğretici, ulaşılabilir ve alenen eğlenceli bir rehber. Birçok leziz tarife ek olarak Lisa Jervis, temel pişirme araçlarını ve tekniklerini açıklayarak ve yaratıcılığı cesaretlendirerek mutfak deneyiminin üzerindeki gizemi ortadan kaldırıyor. İleri görüşlü yemek düşkünlerinin mutlak sahip olması gereken bir kitap!” – Whipping Girl: A Transsexual Woman on Sexism and the Scapegoating of Femininity’in yazarı Julia Serano.

“Sosyal bilince sahip bir yemek kitabını elbette takdir ediyorum. Dahası, uygulamalı bir seviyede ele aldığımızda Yemek Pişirmek, etrafta el altında duracak kullanışlı bir şey. Fakat, eller aşağı, bu kitabın en değerli bulduğum yanı tat duyusu. Lisa Jervis basit ama küresel bir yayılımla kişiyi beslenme konusunda doğru – hatta eğlenceli – adımlar atmaya yönlendiren çok özel tat kombinasyonları servis ediyor.” – Feminist Fatale ve Finding Iris Chang’in yazarı Paula Kamen.

Godard Amerika’da – Jean-Luc Godard

GodartKapak23.jpg

Godard Amerika’da

Jean-Luc Godard, Ralph Thanhauser
SUB BASIN YAYIM

Godard’ın koyu kırmızılığının en derin aktığı zamanlarda yaptığı sert Amerika yolculuğu Thanhauser tarafından gerilla filme alındı, bu kitap Godard’ın Amerika’da üniversite öğrencilerine yaptığı konuşmanın metni!

 

http://www.kitapyurdu.com/kitap/godard-amerikada/405671.html&publisher_id=8003

https://www.facebook.com/subgaragezero/

 

Walter Benjamin – Kitap Koleksiyonculuğuna Dair

KitapKollKapak23.jpg

Kitaplığımı Yerleştirirken
Kitap Koleksiyonculuğuna Dair Bir Konuşma

Walter Benjamin
SUB BASIN YAYIM
Benjamin’den kitap biriktirmek üzerine kült bir metin. Ve o can alıcı soru :
“Peki kitaplar nasıl bir koleksiyonun eşiğini aşıp koleksiyoncunun eşyası hâline gelir?”

http://www.kitapyurdu.com/kitap/kitapligimi-yerlestirirken-amp-kitap-koleksiyonculuguna-dair-bir-konusma/405673.html

https://www.facebook.com/subgaragezero/

 

 

Etini yediğin hayvan, yatakta sikiştiğin hayvan, eti ağzına al, siki ağzına al, klitoristi em, danaya biraz kekik, antrkotun iki yüzüne az biraz zeytinyağı üzerini kapatma ki su salmasın, kısık ateşte(kasık ateşte), koltuk altını em, dudaklarını em, yumurtaları kızart, tavadaki ceninler, embriyolar: tavukların çocukları, orospu çocukları.

şenol erdoğan eylül 2016

Hayır: arkadan yaklaşmak değil, sadece büyük bir kapital ortadan yaklaşmaya cesaret edebilirdi kendince, ortadan yaklaşmak “biz bu işi beceremedik” demenin işi ortaya koymazdan evvelki kabullenişidir de zaten, basiretsizlik bitmemiş bir işe en başında ad koymak değildir zira tüm doğanların adı baştan konur ve çoğunluğu adları konduğu gibi o işi bitiremeden ölüp gider bu dünyadan, basiretsizlik koyduğun adın gerektirdiği ağırlığı verememek, kontörü çizememek iddian üzre oluşması gereken sesi çıkartamayıp kulakları eli boş bırakmaktır. İsim konma ve koyma mevzu gerçekten tuhaf, burada tuhaf derken dilbilimsel olarak hata yapıyorum ama bir diğer yandan da “şaka gibi” demiş olarak doğruluyorum demeye dediğimi: demem o ki: sanırım ilkokulda yüksek sesle bir hikaye okutmuş idiler bana, sınıfa okuduydum, bilir herkes Boğaçhan’ın hikayesi, adını hak edene kadar ad vermeyen bir kavim çocuğa, adını hak ediyor ve o hak ne ise onu ad olarak alıyorsun. Yazgı her şeyden önce fiziksel nedenler arasındaki birlik ya da bağdır diyor şeyh el ekber. Stoacı paradoks yazgıyı kabul etmek, ama zorunluluğu yadsımaktır diyor Deleuze. Ama dediğimce, arkadan yaklaşmak değil o, “onlara arkadan çocuk yaptırıyordum” diye doğru çevirir Ulus. Kaldı ki bir semt adı değildir kendisi!

Gerçekten ne bekliyorlardı sizden acaba. Ve hala gerçekten ne bekliyorlar. Adınızı koyarken aileniz, “aşk” derken sevgiliniz vs vs vs, kendi umduğu dışında ne bekleyebilir kişi öbüründen, ilişki başlı başına menfidir. Tartışmasız. Her yaşam bir çöküş süreciyken insanlar ürer, çöküş sistemlerini çoğaltır, sonra şaşar, bir şeylerin neden ters gittiğine, neden düz gidecekti ki, ya da neden senin ki düz gitsindi, tersin ve düzün var olmadığını Allah Kur’an’da da seslendirirken, diğer yandan devletlerce yaratılmış aç bir kıta (Afrika sanırım) dahi hala anlatmaya yetmiyordu insanlığa; ters, düz ve diğerlerinin olmadığını. Bilardo topunun şöyle sorunları yoktu: deliğe neden giremedim, deliğe mi girmeliyim, delik ne, bana kim vurdu, beni kim hareket ettirdi. Neden peş peşe huzuru aşkı ve sağlığı yitirdik diye sorar dünyanın en büyük yazarlarından biri. Küçülmeyin karşımda daha fazla, bana İlber Ortaylı bey üzerinden yaratılan caps dünyasının mottolarını anımsatmayın lütfen, neyin huzuru, aşkı ve sağlığı: nedir bir hücrenin sağlıklı olup etin devamında neşeye evrilip hayata yansıyıp arzuların peşinde koşması! Neden çok para. Neden oluşlara verilen mecburi isimlendirmelere yüklenen duygusal anlamlar ve zafer çığlıkları. Seni gidi bok parçası. Seni gidi medeniyet: İPhone’ların cam yüzeyine bulaşan parmak yağlarında boğulmakta olan. En yüksek üniversite sınavı puanını alan ölü. Etini yediğin hayvan, yatakta sikiştiğin hayvan, eti ağzına al, siki ağzına al, klitoristi em, danaya biraz kekik, antrkotun iki yüzüne az biraz zeytinyağı üzerini kapatma ki su salmasın, kısık ateşte(kasık ateşte), koltuk altını em, dudaklarını em, yumurtaları kızart, tavadaki ceninler, embriyolar: tavukların çocukları, orospu çocukları.

Özyıkımdan kutlu neyin olabilir ki. Sokak köpeği olma şerefi şansından başka elinde neyin olabilir ki.