tenya…yakında UP’da..

Fashion-Moda-Poster-by-Eins

-peki bu kadar farklı disiplinlerde çokça iş… sence “başarı”lı oldun mu?

-sizin de altını çizdiğiniz gibi “başarı” ne demek ya da ben hiç başarılı olmak için bir şeye kalkıştım mı bilmiyorum (sadece ve hiç kimse batırmak istemez, ben de istemedim)
ama 16 yaşında ailemden ayrıldım, 30lu yaşlarında anneleriyle oturanlardan değilim ve kredi kartı hesap ekstrelerimi babam ödemiyor.
sanırım kendinle ayakta kalmak başarı kısmı, diğer entelektüel sanatsal “zırvalar” işin sosu.
sevmezler yalnız başına ayakta durup kimseye ihtiyacı olmayanları. kendilerine benzemediğin için sevmezler. sözde aşmışların, kültürlülerin, farklıların tipik; kabilecilik, devletçilik, polisçilik, halkçılık, ulusçuluk tepkileri aslında!
alayı direk ya da alternatif hakimiyet genleri, evet burjuvayı ve minik modernleşme sanısı içindeki derebeylerini kastediyorum…

Bakarsan bu kaybetmiş asalak tipler hep kendi türleriyle bir arada yaşar!

Peki ya “neo-no wave” dediğin şey…
hah oraya geleceğiz zaten, sen neden bunları soruyorsun ne yapmaya çalışıyorsun anlıyorum…
evet ölü bir şey transgression, ve yeni bir yapılanmayla tekrarı dışında bambaşka bir yapı mümkün,
“gelenek” [bilebilenlerin anlayacağı anlamıyla] yok edilemez olan tek şeydir…
….
”  

Arthur Cravan “Notlar”dan

 

ArthurCravan
Underground Poetix Mag.aZine

Çeviri: Anıl Karol

Eğer on sekiz yaşındayken Latince bilseydim, İmparator olurdum – Hangisi daha fena: Kongo’nun iklimi mi yoksa deha mı? – mezar şeklinde sebze tarlaları (havuç) – düşünceler ateşten fırlıyor – yıldızların, şairlerin ve matematikçilerin umutsuzluğu – daha bakireliğe yaraşır ve daha hiddetli – değişikliğe ihtiyacı olan disiplinli bir adam için çalışma masasının diğer ucuna oturmak yeterli olmaz mı – bir an için bunu Birinci Arthur olarak imzalamayı düşündüm – Sütçünün gelişiyle kalkarım – yeşille çevrili kulelerimde – köpek-eti – beyaz buz, kırağı-buzu – Ah kalbim! Ah alnım! (Ah damarlarım!) ikimizden hangisinin damarlarında daha çok cıva akıyor (frengi) – Dilimi gözlerinde gezdirdim (kadınlar) – ay içiyordu, deniz… yaldızlı ay – Bokumu yemeliyim – Eyfel Kulesi bir eğreltiotundan daha nazik – insan enstrümanın orada olduğunu hissediyor (kalpten bahsediyorum) – ormanlar ve bıçkı evi – enerji – imparatorların tozları, gözlerimdeydi – başparmağımdaki tırnağa basan insanları tolere etmeyeceğim – uzuvlarımız çoktan doğmuş bile havadan (havacılık) – Rahvan yürüyebilsem – ciddi saat (akşam) – mavi saçların denizi – sisin hareketi – Bir imparatorluğu kendi başıma kurup

kendi kendime donatabileceğim kadar büyük olduğumu düşledim – Suyun üzerinde yüzen bir yatağı, ya da daha vahşicesi, kaplanların üzerinde uyumayı düşledim –  Yollara dadanırım – Turp ve lahana tarlalarının devasa mezarlar oluşturduğu vadi ve ovalardaki tiyatrodaki sisin yönünü takip ederdim – elektro-semafor – Yirmi metre yükseklikten denize bakardım – domuzlar [?] hissizliği at – ruhum … kaldırımlarda yerini alıyor – Romanesk ayrıca biraz da İngiliz – telgraflar – yağmurun mavi suyu, sağanak – müzelerin tozlu uğur böcekleri – boş banklardaki karları – en çok tozu en büyük heykeller toplar – bütün bu meyveler sonbahara sözlü – baharda parıldayan her şey ise kışa – kışın gümüş güneşi – Kanada, biliyorum yeşilsin sen – ve ormanda yürüyüşe çık! – Sezarların tozu rüzgarla kalkmış – neyim ben, nerede… ve aşk kitaplarım? Evrensel damar – gülleri tazeler – (gelmişken savaş) Avrupa’ya kapılıp gitmekten utanırım – bırak ölsün, vaktim yok – kardeşlerimden uzak, balonlardan uzak – Seviyorum onu, bugünkü tavrı dehayla dolu, dün bir hayalperestti, bugün de dünden önceki gün gibi… – Kendimle ilgili sevdiğim bir şey… Hafızamda yirmi ülke var ve ruhumda yüz şehrin rengini taşıyorum – Gülü için öten acem bülbülü – Asya’ya giden gemilerde ve nazik filler – kalemim titriyor ve ürperiyor – her zaman duyguluyum – kitaplarımı okumak vücuda zararlı – kadınların çoğu iç çekecektir – şişman beyin, camı tırmalayan bir zihin – düşüncelerim boğa yılanları gibi – biz modernler, kalbimizdeki şeyler bir kaleyi patlatmaya bile yeter – güneş Rusya’yı kızıla boyar – güneşin görkemli lambası – petrol zengini bölgeler – yıldızların hepsi sessiz iletilerle dönüyor – izin ver izlerini takip ederek uzaklara uçayım – bir yerdeyim – yeşil kulelerimin altına çekilmiş – hareket eden yıldızlar bir limuzin gibi şarkı söylüyor – eğrelti otlarının altına çekiliyorum – çamların dibine – ne, tarlalarda değilim! – … ve sana güzel bir okyanus gemisinde geliyorum – Ne zamana kadar? Daha ne kadar oyalanacağım… – demir yolu istasyonlarının hayaletleri – ağız – balonlardan uzakta, iktidarlı – bağımsızlığın ruhu – cari hesap – coşku – Elveda yirminci yaşın tutkuları! Kuru mevsimde – metelik –

     Sıkıntı – hücrelerimi lekeliyor – eksantrik Nisan ayının ahmaklıkları – koca çocuk – sarı saçım, sömürgeci, balonlardan uzakta – tahtaların altında kurulmuş – sarışın Maryland ve balonlardan uzaklarda küçük parmağımın – Nefesim için savaşıyorum (ayrıca) kararlılık – kalbim, dörtnala ayrılıyor – Beynimin rutubetinde yüzen mısralar – Mahvolmuşum, hayal, deliliğin dansçısını kaybetmiş – hovarda – mizaç – Dürüst, bir yaratık ve bir hırsızım – Kalbim, dörtnala ayrılıyor, milyoner olacağım – Bir Londralıyı uyandırıp Asya’da uykuya dalıyorum – Londralı, tek gözlük – taşkınlık ve öfke – Ah, sen beni bilen benimle hayata gel – Rüzgar beni heyecanlandırıyor – Her zaman endişeliyim – Vicdan kemerimi tekrar taktım, kendimi hayata adadım, iyi durumdayım – dalgalı kaslar- aristokratik salonlar – vazolar ve madalyalar – Yunanlı – başlıca- Tüberküloz öncesi – Ayrıca kaderlerin şairi olmuşumdur – galvanik kavisler – parmak arası boşluk – çok çiçekli gül çalıları – örnekler – miktar – boşluk, hava vazosu, atmosfer, sarhoş eden oksijen – fakir ve zengin, para nadir sıkıntıları ve taze arzuları tatmamı sağladı – ruhumda lokomotif yığınları taşıyorum, çatlak sütunlar, hurda metal – sözde-LLoyd, altın ödül – sözüm ona – süzen gözler – boş buğday başını kaldırır, Napolyon kendininkini indirir – işte çocuklar, erkekler ve kadınlar – doğduğuma mutluyum – biyolojik gereklilikten mutlu olmak – Victor Hugo, on dokuzuncu yüzyılın en büyük dize üretme makinesi – Japonya kıyılarına vurmak – geçişliliğin içimde derin kökleri var – kalın ve ince içimde savaş halinde – Tanrım,  bekaret bizi tüketiyor – baharın nefesi, bir balina gibi nefes alıyorum – ne zaman benden daha iyi giyimli birini görsem dehşete düşüyorum – bana nerede yaşadığını söyle ki izlerini takip ederken ben de uzaklara uçabileyim – akvaryumun kraliçeleri (balıklar) – ne kadar güzel kar, yüce Tanrı bizimle dalga geçmiyor – iki kalp, dört beyin, pembe dev ve dünyanın aynası ve şiir makinesi – yüzme günlerim – Kübistlerin resim yaparken tuvallerini ateşe vermelerinde bir sakınca yok – gitar çalan biri gibi oturmuş – Ağzıma iyice bir patlatacak kadar kabayım ve sinir zayıflığı derecesinde inceyim – adam, emekli, genç kız, çocuk ve bebek – soyut ve ahlaksızca – Bahse girerim ki dünyada bana bunu söyleyecek bir Şilili ya da Obokyalı yoktur: ten rengim ve boyutlarım yüzünden hiç bir zaman hissedemeyeceğin bir şey hissettim – Biri bana gelsin ve böyle bir şey söylesin ve bende onun gözüne tükürürüm – sanatım çok zor çünkü seviyorum ve üstüne sıçıyorum – bir kadının gözleri, bir boğanın boynu – büyük gecikme – yılan ve ördek – dişleri daha yeni, ağzında parladı altın heykeller gibi – gergedanlar, yağ kazanları, yoğunluktaki kardeşlerim – güneş ormanda öldüğünde – ben delilerin de delisiyim – ve sizlere bakıyorum, bütün uzmanlara – Tanrım! Otuz yaşında olduğumu düşünmek beni çıldırtıyor – Yatağımı seviyorum çünkü ölü numarası yapabildiğim tek yer, yaşayanlar gibi nefes alarak ölü gibi davranıyorum – Alemlere gittiğimde sözlüklerin sesini duyabiliyorum – … dünyadaki bütün lokomotifler aynı anda ötmeye başlasa bile ızdırapımı ifade edemez – Belki de başarısızlıkların kralıyım, çünkü kesinlikle bir şeyin kralı olmalıyım – değişirken bile aynı – Gidiyorum … küreler …  – atletik melankoli –

    Düşünceyi destekle – Satürn’ü düşlüyorum – Çoktan başka okurlara heves etmeye başladım – Sanat umurumda değil ama yine de Balzak’ı adım gibi biliyorum – kalp keşfeder ve kafa icat eder –

     Göğüsler, yumuşaklığın filleri – Tanrı adına, bok, orospu, çürüyen ceset – kalbim tüm tutkusuyla taş çağını kucaklıyor – Doğa, hizmetkârınım – Çukurun Nero’su – gidin başımdan, sizi uzmanlar! – Şiddetle yapıyorum… – bahar zamanının hayali – ve gömlek değiştir – kişneyen gençliğim – ölü zenciler – volkanlarla saflaşmış hava – sarışın izbandut, sarışın dev – pireler kartalların üzerinde ürer, saraylardaki şapşallar – ve bir kadının sahip olduğu cehennem ötesi şeyler – Philadelphia – hat, servis – Mutluluğunu biliyorum …

     Elveda Eyfel Kulesi’nin hükümran eğreltiotları … aşk, Nisan, merdivenlere tünemiş – fabrikaların ardında – lokomotif kazanları – Bahçelerdeki Venüs – perdeler alemi – ciğerler- Gerçek elektro-semaforlar! Bisikletçi, piston kolları – derilerin trafiği – yoğun – harici – epidermis – … istasyonların ön yüzüne yansımış – Maryland’de oyna – gözlerin köküne kadar uzanan – duman, spirallerini görüyorum – hiç bir sanatçı bir gülün önünde asılı bulunmamıştır – oksijen, pembe hissediyorum – uyanıklık… fabrikalar – taş fırlat – dokuz yıl boyunca fil gibi taşınmış dizeler – vücutsuz, anlıyor musun, vücutsuz … – güneşle kirlenmiş – neden aktörler Latince ve Yunanca dizeler söylemiyor? Ayın otlakları – gün batımı buzulların elbisesini değiştirdiğinde – benimsenen, manevi yeşil – çiftliklerde

     Kararan bir bulutun kasvetli güzelliği

     Bir filin kalbi gibi düşleyen ay

     Boyunduruk altındaki köprülerin altında Saint-Laurent – kadın hizmetçilerin M. Gide’in bekâretine hizmet ettiğini fark ettim – dokuz yıl boyunca fil gibi taşınmış dizeler ve kalbin dalgalarında yedi kere ölmüş – bacalar, duman, duman, sevdiklerim darmadağınlar! – kara ölümüm, cenaze görüntüleri, senin giyimin, ölümün krallığında seni köstebekler giydirecek, kız kardeşim, daha da sinir- … senin kara suların –

     Tanrı aşkına, bu ne hava ve bu ne bahar – palmiye ağaçları ve kuleler – üretim – … güzel bir kömür yakıcı gibi – … ve başkanlarını seviyorum – şaheserleri özledim – Geldim

evlerini takdir etmeye – benim, Cravan’ın

                                                            rüzgar

     Gençliğimin çiçeklenmesini hissediyorum ve taze bir yüzle geliyorum

     Amerika’yı ve yeni bisiklet yarışı pistlerini takdir etmeye

     Asil doğam – bisiklet üzerinde –

     Kalbinde gerçekten ne var, melankoli öcüsü?

     Bu bölge nereden geliyor,

     Güzel dişi bir kömür yakıcısının saygınlığı?

     Artık bu günahkar zevkleri istemiyorum.

     Ve sen, delicesine sevdiğim kış güneşi

      bir çocuğun içinde yaşıyor

      ve gelip geçerken şaşırtıyorsun

     Kararan bir bulutun kasvetli güzelliğinde

     Bir filin kalbi gibi düşleyen ay.

     Şimdi beş yıldır aynı değilsin, yaşlanmak istemiyorum – mahkeme toptancısı – seçmen kartım – … sana yemin ediyorum – şair-oduncu – şeref – müsrifçe – haftada bir kilo et tüketen deha – haftalık – kalbin şişmanlığı, duruşun tokluğu – 200 frs. Civarında, kalbim kredi gösteriyor, banka – toplam – tam anlamıyla deli – … oldukça fazla umut sahibi olmak – Köprülerin boyunduruğu altına göller koyuyorsun – Gemi penceresinden ölümü inceliyorum – lekelenmiş sokak lambaları – denizci ruhu – yinelemek için – Ben bir gönül adamıyım, ve şundan da eminim;

     Buna rağmen…                                                                                                                                         (oteller)

     Geçmiş bir boğa gibi bağırdı – nefes borumdaki hava – … pervanelerini vızıldat – … beyaz bir otomobil gibi – genç aptal-bellofili – İlham Perimde bir Lanet – aşk iskelesinde – gezici kitapçı – kısaca – orospu! – Franko-Britanik – posta siparişi –

     Skandalın yüceltilmesi (New York belediyesi) – sonsuz Nisan (tenor) iskelesine tünmüş ve insanın söylediği her şey karşılaştırınca ne kadar da soğuk – Zekanın cepheleri ve ruhun (kalbin) eğimleri – pasaportlarım – vahşilik – moralden yoksun – saati gelince insanlar ofislerdeki ışıkları yakıyor – sokak lambaları cezalı yıldızlara ışık veriyor – Porto-Rico – zeytin ağaçları yine uykuya daldı – fil peygamber – ayak oyunlarım –

     Eyfel’in hükümran eğreltiotları

     Kule.

     Ben her şeyim ve her su baskını – ağladıktan sonra gözyaşlarımı yırtabiliyorum – muazzam bir ahlaksızlık cümbüşüne ihtiyacım var – çağımın çocuğuyum – organizma –

     Neysem oyun: bir çağın bebeği. Kalbim bir şişe gibi sarsılmış – Coşkudan tamamen moral yoksunluğuna son hızda bir geçiş –

     Ben güzel Flora, Laurent de Médicis