Lotte H. Eisner (5 Mart 1896 – 25 Kasım 1983) için

Lotte H. Eisner (5 March 1896 – 25 November 1983
Werner Herzog’un “Buzda Yürüyüş***” günlüğünden bir cımbızlama yaptım (kat-ap değil, o başka bir şey)
Teşekkürler Herzog, sadece bilenlerin bildiği şey için, teşekkürler!

“Adı ölüm olan bir tarla
Acaba dışarıdaki göletin içinde alabalık var mı?
Bir daha hiç işlemeyecek bir demiryolu
Köy, ölüm sessizliğinde, yaptığı işin uykusundan hiç uyanmayacak gibi gözüküyor
Çamlardan süzülen yağmur damlaları hala iğne yapraklarla kaplı toprağa düşüyor
Köyler ben yaklaştıkça ölü taklidi yapıyor
O terkedilmişliğin aynısını hissediyorum
Kamyonlar hüzünlü yağmurda geçip gidiyor
Evler sapların üzerinde görkemli bir biçimde salınıyor, tüm köy eğilip bükülüyor
Artık kendileri için hiçbir şey istemeyen yorgun insanlar
Bir de çok yoğun bir yalnızlık hissi
Ormanın dışında derin bir kasvetle çevrelenmişim, ölüm sessizliği, sadece yağmur kıpırdanıyor
Artık evren daha fazla hiçlikle dolu”

***Kitap Jaguar yayımları tarafından basılıp, Ali Bolcakan tercümesi ile Türkçeleştirilmiştir.

http://www.idefix.com/kitap/buzda-yuruyus-munih-paris-werner-herzog/tanim.asp?sid=H2HHGMACDY2YWR5Z3SSV

Reklamlar

Josip Broz Tito * Zafer Günü

josip-broz-tito

Türkçesi: Seda Garzanlı
Tarih:
 9 Mayıs 1945
Kaynak: Tito: Selected Speeches and Articles, 1941-1961 pp. 54-57; orijinal baskı Collected Works, Book I, pp. 260-263
Yayımlandı: Naprijed, 1963
Transkripsiyon: Mike B. for MIA, 2011
Kamu Malı: Marxists Internet Archive (2011). Bu çalışmayı özgürce kopyalayabilir, dağıtabilir, sergileyebilir ve uygulayabilirsiniz; benzer ve ticari çalışmalar için de aynısı geçerlidir. Lütfen “Marxists Internet Archive”’i kaynak olarak gösterin.


 Yugoslavlar![1]

Askerler, emekli subaylar ve subaylar! İşçiler, çiftçiler ve vatandaşlar!

Bugün, 9 Mayıs’ta, yani Yugoslavya’ya yapılan faşist saldırının ardından tam tamına 49 ay ve 3 gün geçtikten sonra, Avrupa’nın en büyük gücü Almanya teslim olmuştur. 8 Mayıs, saat 23:01’de olmak üzere Alman Üst Komuta’sı Berlin’de teslimiyetini imzalamıştır.

49 ay boyunca süren insanüstü zulüm ve insanlarımızın kana boğulması, insanlarımızın öncelikle Birleşmiş Milletler ile ve elbette Sovyetler Birliği, Britanya ve Amerika’nın desteğiyle ulaştığı mutlak zaferiyle sonlanmıştır. Bir zamanlar müthiş ve yenilmez olan güç paramparça olmuştur. Birlemiş Milletler, yeni düzen adı altında insanlığa kölelik ve ıstırabı aşılamaya çalışan yıkıcı güçler karşısında başarı sağlamıştır. İnsanlık tarihinin bu en berbat savaşı, Avrupa’da onlarca milyon insanın kurban edilmesine mal oldu. Alman faşizmi çılgınlığıyla, İtalyan faşizmi ve kanlı yandaşları, tüm Avrupa ülkelerinde boy göstererek, huzurlu sivilleri, ve Hitler’in Avrupa’da “yeni düzen” altında yürüttüğü zorunluluklara karşı gelen herkesi imha etti. Jasenovac ve Majdanek tipinde yüzlerce kamp, dehşet ve ölüm kampları, tüm uluslara, böyle bir tragedyanın tekrarlanmasına izin vermemeleri için, tragedyanın yazarının, faşizmin, köküne kadar yok edildiğini göstermek için, korkunç bir hatırlatma teşkil etmesi adına ebediyen korunacaktır.

Askerler, astsubaylar ve Yugoslavya Ordusunun subayları, partizanlar – erkekler ve kadınlar!

1941’deki savaşın başından bugüne dek berbat koşullar altında benzersiz güçteki düşman karşısında göstermiş olduğunuz kahramanlık ve fedakarlık, Avrupa’da esir bulunan insanlar için örnek olmuştur. Anavatanınızı kanımızın son damlasına kadar savunmaya, kararlılıkla zafere inancınızdan ilham alarak alevlenmiş bir halde, 1941’den bu yana Birleşmiş Milletlerle olan ortak düşmanımıza karşı üstün bir mücadele gösterdiniz. Ülkenize olan borcunuzu onurla ödediniz. Bu ölümsüz başarınız insanlarımızın ve bir sonraki jenerasyonların kalbinde sonsuza dek yaşayacak. Sutjeska, Zelengora, Kozara, ve Neretva vs bölgelerinde sürdürülen şanlı savaşların anısına, bu alan kahramanlığınızın ve düşen yoldaşlarınızın sonsuz anıtı olarak kalacak. Bu alanlar insanlarımızın gelecek jenerasyonlarına ilham verecek ve ülkemizi nasıl seveceğimizi ve onun için canlarımızı nasıl feda edeceğimizi öğretecek, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde ulusal gururumuzun anıtları olacaklar.

Yeni Yugoslavya Ordusu, en ateşli savaşların içinde dövüşen ordu, sizlerin oluşturduğu ordu, büyük zaferler elde eden gerçek insanların ordusu daim olmalıdır, ve insanüstü mücadelemizde başarı gösteren sarsılmaz savunucusu her daim olacaktır. Yugoslavlar! İstiya’da, Slovenya sahilinde ve Karintiya’da özgürlüğüne kavuşmuş kardeşlerimiz, kazanmış oldukları özgürlüğü nasıl koruyacağınızı bilecek olan size, tüm inançlarıyla gözlerini sizlere odakladılar.

Yugoslavlar!

Sırplar, Hırvatlar, Slovenyalılar, Makedonlar, Karadağlılar, Müslümanlar!

Hasretle beklediğiniz özlenen gün artık doğmuştur. Sevinç günü buraya bize de ulaşmıştır. Sonunda, insanlarımıza acımasızlık gösteren ve birçok can alan Avrupa’nın en büyük faşist gücü Almanya, hüsrana uğramıştır. Sizi köleleştirmek isteyen güçler bozguna uğramıştır. Alman ve İtalyan faşistler size, birbirinizi yok etme yolunda, cazip gösterilmeye çalışıldı. Ancak anavatanlarının sevgisini taşıyan oğullarınız ve kızlarınız, sizler ve insanları için düşmanın bu şeytanca planlarına karşı çıktılar. Karşılıklı anlaşmazlık ve düşmanlık yerine, bugün, yeni ve daha mutlu bir Yugoslavya’da birleşmiş bulunuyorsunuz. Yozlaşmış ve adaletsiz eski Yugoslavya yerine, bugün, eşit haklara sahip insanların Demokratik Federal Yugoslavya’dayız. Bu, şanlı Yugoslavya Ordusunun zaferinin sonucudur, bu, dayanıklılığınızın, fedakarlığınızın ve inancınızın sonucudur.

Barış ve özgürlüğün büyük günü ihtişamla parlıyor. Yeni günler harap edilmiş ülkemizi barış içinde yeniden inşa ettiğimizde elimizdedir. Şimdi, kazanacağımız bir zafer daha var, harabeye dönmüş ülkemizi yeniden inşa etmeliyiz ve gerçek ulusal hükümetimizi güçlendirmeliyiz. Kardeşliğimizi ve birliğimizi güçlendirmeliyiz, o kadar güçlendirmeliyiz ki, bir daha başka bir kuvvet gücümüzü yıkamasın. Buna ulaşmak için, tüm birimler için muazzam çabalara ihtiyacımız olacak. Bu ise, tüm istekler ve fedakarlıklar, aynen oğullarımız, kardeşlerimiz ve bacılarımızın gösterdiği gibi, olduğu gibi sergilenmesi anlamına gelmektedir. Yalnızca yeniden yapılanma için ihtiyaç duyulan çaba en yükseğe ulaştığında yeniden yapılanmamız en kısa zamanda gerçekleşebilir.

Birleşmiş Milletler’in ortak düşmanımız karşısındaki bu muhteşem Zafer Gününde, Yugoslavlar şanlı ve yenilmez Kızıl Ordu’ya minnettardırlar. En büyük başarılara ulaşan insanüstü mücadelede yer alan Sovyetler Birliği’nin insanlarına da minnettarız. En büyük müttefiklerimiz İngiltere ve Amerika’ya ve Birleşmiş Milletler’in zaferi için olağanüstü başarılar göstermiş ordularına minnettarız. Faşist esareti altında savaşan ve eziyet çeken tüm uluslara minnettarız. Bu büyük Zafer Günü’nde aynı şekilde aynı düşman karşısında acı çeken ve bu muhteşem zafere katkıda bulunan Balkanlardaki silah arkadaşlarımıza ve kan kardeşlerimize de minnettarız.

9 Mayıs 1945 ortak zaferin günüdür, Birleşmiş Milletler’in paylaştığı bir festivaldir. Bu büyük günün ilham günü olmasını istiyoruz, Birleşmiş Milletler’in özlemini duyduğu sürekli barışın ve sonsuz anlayışın delil günü olmasını istiyoruz. Eminim ki, savaş alanında elde edilen bu muhteşem zaferden sonra Yugoslavların Birleşmiş Milletler gibi aynı harmoniye ve anlayışa duydukları özlemi dile getirmemden insanlarımız çok memnun olacaklar.

Tüm kandırılıp işgalcilerin ordularına katılmış olanlara, Çetnikler, Ustaşalar, Domobranlar, veya diğer birimlerdekilere, hemen görevlerini bırakıp en yakın yetkililere teslim olmaları için çağrıda bulunuyorum. Aynı zamanda bilmenizi isterim ki, insanlarımızın, yeni ve daha mutlu bir Yugoslavya’nın inşaatçılarının ülkeyi tekrar kurmamıza izin vermeyenlere engel olacaklardır. Bu çalışmada engel olacak herkes insanlarımızın ve ordumuzun acımasızlıklarıyla karşı karşıya kalacaktır.

Tüm askeri birimlere, işgalcinin emri altında görev yapan tüm askeri yapılanmaların ve Yugoslavya Ordusu’nun dışında hareket edecek yapılanmaların dağıtılması emrini veriyorum. Tüm savaş malzemelerinin, ağır ve hafif ekipmanların, silah ve kumanya fazlalarının , askeri ve diğer maddelerin hemen Yugoslavya Ordusuna teslim edilmesi emrini veriyorum.


 

Yaşasın büyük müttefik kuvvetleri Sovyetler Birliği, İngiltere ve Amerika!

Yaşasın en Birleşmiş Milletler, düşman karşısındaki en büyük birleşme zaferi!

Yaşasın görünmeyen Kızıl Ordu!

Yaşasın müttefik kuvvetleri İngiltere, Amerika ve tüm Birleşmiş Milletlerinin orduları.

Yaşasın şanlı Yugoslav Ordusu ve Yugoslavların onuru!

Yaşasın Yugoslavların kardeşliği ve birliği!

Anavatanımızın özgürlüğü uğruna şehit olanlara şan olsun!

Faşizme ölüm – insanlara özgürlük!

 


 

Josip Broz TİTO

(1892-1980)

25 Mayıs 1892’de Hırvatistan’da, Slovenyalı bir annenin köylü evladı olarak dünyaya geldi.

Kumrovec, Hırvat Zagorje bölgesinde bulunmaktadır. O zamanlar Hırvatistan hala Avusturya-Macaristan yönetimi altındaydı. Broz, tamirhanelerde çırak olarak çalıştı ve Birinci Dünya Savaşı sırasında, Avusturya-Macaristan ordusu için savaştı. Savaş esiri olarak yakalandıktan sonra Rusya iç bölgesine nakledildi. Hapishanedeyken, Bolşevik bir gruba dahil oldu, hapishaneden kaçtıktan sonra ise, Ekim Devrimi’nden bir kaç ay önce Bolşevik Kızıl Koruyucuları’na…

Komünist Parti’ye kaydolup Yugoslavya’ya geri döndüğünde; devrimci çalışmalarına metal sendikasının sekreteri olarak devam etti. Tekrardan tutuklanıp altı yıl hapse mahkum edildi. 1934 yılında serbest bırakılınca Moskova’daki kominternlere katıldı ve 1937 yılında Yugoslavya Komünist Partisi’nin sekreteri seçildi. Başarısını komünist liderlere rakip olmasına borçluydu. 1939 yılının Ocak ayında, Yugoslavya Komünist Partisi’nin genel sekreteri seçildi.

1974 yılında Nazi çıkarmasından sonra, Partizanları güney Sırbistan’a yerleştirerek, açık arayla Avrupa’daki en güçlü-kuvvetli direniş hareketini sergiledi. Savaşın sonunda, Tito’nun güçleri tüm ülke üzerinde kontrolü sağladı. Stalin’in yolunu reddetti ve 1948 yılında kominformdan atıldı. Böylece ölümüne kadar, yani 1980 yılına kadar, ülkesinin yöneticisi olarak kaldı.

Tito artık, Yugoslavya devriminin her döneminde sözü geçen bir karakter olmuştu. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Partizan ordusu güçlerinin başkomutanıydı. 1943 yılında, Yugoslavya’nın Nasyonal Liberasyon’un Anti Faşist konseyinin ikinci oturumu sonucu tüm altı cumhuriyetin federal sosyalist cumhuriyeti olarak ikinci Yugoslavya kuruldu. Tito, yoldaş partizanları, tüm Yugoslavlara eşit haklar verilmesi doğrultusunda ikna etmek için karizmasını kullandı. Partizan mücadelesi komünistlerin mutlak zaferiyle sona erdi. Hem Batı’da hem Doğu’da stratejik mütteffiklerinin desteğiyle, çok partili sistem için talepleri de usulen yerine getirerek, Tito, ilk hükümetini 7 Mart 1945 yılında kurabildi. Önceki krallığın siyasetçileri ve bağımsızlık savaşının iyi niyetli katılımcıları tamamen etkisizleştirilip Komünist Parti’nin güç siyasetiyle tasfiye edildi.

Tito’nun siyasi kariyeri için SSCB ile çakışması daha büyük bir tehlike teşkil ediyordu. Kominform ile olan çelişkiler, Moskova ile ayrışmaya neden oldu. Tito’nun iç güç temeli de tehdit altındaydı ve partide büyük ölçekte bir temizlik yapmanın zamanı kesinlikle gelmişti. Aynı zamanda alternatif bir ideolojiye de ihtiyaç vardı. 1950’lerin başlarında, Marx’ın yazılarından öz yönetim tekrardan keşfedildi ve Yugoslavya’da adım adım uygulandı. Fakat rejimin bu ürkek demokratikleşmesi, partinin organizasyonunun bu sefer içten tehdit ediyordu. 1952 yılında Tito, en yakın yardımcısı ve bir zamanlar Yugoslavya’nın başkan yardımcısı olan Milovan Dilas’ı göndermek zorunda kaldı. Gönderilecekler sırasındaki Aleksander Rankovic, İçişleri Bakanlığına yükseldi ve gizli polis teşkilatına getirildi. Sonunda Tito’yu denetleme amacıyla Tito’nun telefonunu dinledi. 1966 yılında, Tito, muhafazakar yoldaşıyla yollarını ayırmak zorunda kaldı.

Sabit fikirli Rankovic’in düşüşünden sonra, ekonomik ve politik liberalleşme atılım yaptı, bu ise parti tekelini yeniden tehlikeye attı. Beklenmedik çarpıcılıklarıyla Hırvat Baharı ve diğer ülkelerde başka direniş hareketleri boy gösterdi. 1970’li yıllarda Karadordevo kriz buluşmasından sonra, Tito, direnişleri nihayetinde bastırdı. Aynı zamanda, Slovenyalı Edvard Kardelj’in önerisi üzerine, anayasal reformlar üzerinden nasyonalizmin yelkenlerini indirmeye zorladı. Cumhuriyetlere daha fazla özerklik, sorumluluk ve resmi özyönetim bağışlayarak, federal birimlerle olan gerginliği azaltmayı umdu. Aynı hevesle, sistemin sürekliliğini kendi ölümünden sonra da sağlamak adına, bir federal başkanlık yapısı kurdu.

Uluslararası meselelerde Tito, Soğuk Savaş sırasında iki blok arasında geçen rekabet havasından faydalandı. Müttefik olmayan ülkelerin liderliği rolünü üstlendi.

Tito, 1980 yılının Mayıs ayında öldü ve sistemin sürekliliği için kurduğu başkanlık yapısı aşağı yukarı başarılı bir şekilde bir kaç yıl sürdü. Daha sonra, farklı talepleri olan partiler artık uzlaşamayıp, sonunda, federal yapı çöküş noktasına geldi. Dış Batı’nın alakası ise, SSCB’deki komünist sisteminin çöküşüyle iyice yok oldu.

Tito hakkında birçok mitos mevcuttur, doğumundan ölümüne dek, farklı isimler altında sürülen bir hayattan söz… Muhtemelen, tüm bu hikayeler, Yugoslavya tarihinin önceliğinde yer almadı. Yine de, yeni hikayeler çıkacaktır ve Tito’nun tüm biyografileri dikkatle ve şüpheyle okunmalıdır.

Tito’nun birçok bibliyografisi arasından iyi bir tanesi: Phyllis, Auty. Political leaders of the Twentieth century. Tito. Harmondsworth, Penguin Books, 1974.

[1] Okura not: bu bir sesleniş, konuşma metni olduğundan dolayı cümle kurumlarda aksak ritim oluşmuştur. Metinden kaynaklanmamaktadır zira metin yoktur. Kaldı ki gene de küçük birkaç müdahalemiz olmuştur. –SUB PRESS.

SUB PRESS bahar kreasyonu

subpress@yandex.com

ALIŞ_VERİŞ:

http://www.pandora.com.tr/yayinevi/subpress/9794

http://www.kitapyurdu.com/yayinevi/sub-basin-yayim-/8003.html

kitapçılarda ve sanal kitap satış sitelerinde

SUB_BKTimarhanemKapak

SUB_DKEtnoloji_Kapak

SUB_GLibidoKapak

SUB_insanvemakine_Kapak

SUB_MUFragman_Kapak

SUB_Pembesi_Kapak

SUB_Tausk_Kapak

SUB_Yazmanin_Kapak

94. yaşın kutlu olsun Jaaack!


Şenol Erdoğan’ın Beat Antolojisi’nin 2. baskısında yer alan bu Jack Kerouac şiirlerinin çevirmeni Gonca Gülbey’dir. Lütfen sanal ya da değil alıntı ve çalıntılarınızda kaynak belirtmeseniz de çevirmen ismini belirtiniz. sevgilerimle.

 

BEYHUDE

Gökyüzünde yıldızlar

Beyhude

Hamlet’in trajedisi

Beyhude

Kilitteki anahtar

Beyhude

Uyuyan anne

Beyhude

Köşedeki lamba

Beyhude

Köşedeki yanmaya lamba

Beyhude

Abraham Lincoln

Beyhude

Aztek İmparatorluğu

Beyhude

Yazan el: Beyhude

(Ayakkabılardaki ayakkabı kalıbı

Beyhude

Cep İncil’in üzerinde salınan panjurun ipi

Beyhude

Yeşil camlı küllüğün pırıltıları

Beyhude

Ormandaki ayı

Beyhude

Buda’nın hayatı

Beyhude

 


Gözyaşları Üzerine

Gözyaşları yüzümün parçalanmasıdır

Aya özgü bir şiddet

Karanlık demiryollarında oturuyorum

Ne zaman göreceğim annemin yüzünü

Uyandıran hayallerde çağırıyor beni

Ağladım anlamak için

Tuzak kuran faniliği

Ve kanını toprağın

Baba baba- neden yüzüstü bıraktın beni?

Fanilik ve sefalet

Kol geziyor bu şehirde

Göbek adım mutsuzluk benim

Kurtarılmak istiyorum

Olamaz

Olmamalı

Hiç bu kadar batmamıştım

Kusmuğa

 

 

 

GINSBERG İÇİN GÜNDÜZ DÜŞLERİ

Gece yarısı uzanıyorum sırt üstü

Duyuyorum saatlerin tuhaf muhteşem seslerini

Ve biliyorum gece yarısı ve o anda tüm dünya giriyor görüş alanıma

Güzel bir arı kovanı şeklinde

Pırıl pırıl Buda toprakları

Bhuti inanç içinde parlıyor

Biliyorum doğru yoldayım sonsuza kadar

Yazacağım bu sabah dünyanın her yanından yükselen konuşmaları ve onlara eşlik eden içsel düşüncelerim için açık parantezler bırakacağım- kendi kükreyişlerim

Tüm beyinler-tüm dünya

Kükrüyor-titreşimde

Ben de yazıyorum hızla, bin kelime sıkışıyor bir saniyelik zaman dilimine

Yunan kentlerinin birinde

O meşhur Yunan gündüzlerinde

Uzun cübbem uzun altın sarısı saçlarımla ben

Ölümsüz bir ünle- bulmaları gerekecek beni

Bulacaklar bayrak gibi dalgalanan kefenimi

Konuşurken Lucifer ile- Gore Vidal şaşıracak, sinirleri bozulacak

Kelimelerim altın harflerle yazılacak ve Finnegans Wake  gibi Visions of Neal da

Kütüphanelerde saklanacak.

 


OTOSTOPÇU

“Güneşli Kaliforniya’ya gitmeye çalışıyorum

Bum. Beni bozguna uğramış, kendini katletmiş hayali bir gangster gibi gösteren bu berbat yağmurluk, acınası bir yağmurluğun içinde bir budala- nerden bilsinler kıyafetlerim ıslak, kıyafetlerim çamurlu”

“Bak, John, bir otostopçu,”

“O I.R.A yağmurluğunun altında silah var gibi”

“Hey, Fred, yolun kenarında duran şu adama bak, 1938’de bir dergide çıkmıştı, seks suçlusu.”

Morarmış cesedini görürsünüz bir dergide, vücudunda balta kesikleriyle.

 


TENOR

Sevimli hüzünlü genç tenor

Trompet sarkıyor boynundan

Eroin ile dolu gövdesi

Bekliyor kıyameti

Yeni gelen trompetçi zenci çocuğu dinliyor

Ve basın ritmi başlıyor

Davulcu bir bomba atıyor ortaya

Piyano çınlıyor

Sevimli tenor yükseltiyor tüm Amerikan kederini

Ağzına götürüyor trompeti

Ve demirden sesleri çıkarmak için üflüyor.

 


Meditasyon Nasıl Yapılır

Işıklar kapalı

Ellerim kenetli birbirine

Eroin ya da morfin vurmuşum gibi ani bir esrime

Beynimin içindeki kese sıvısını salgılıyor (Kutsal Sıvı) ben tüm vücudumu ölü bir transa bırakırken- tedavi ediyorum tüm hastalıklarımı- siliyorum her şeyi- “ben-umarım ki-sen” gibi ufacık bir şey ya da kaçık bir düşünce balonu bile yok-

Zihnim boş, berrak, düşünceler yok. Eğer herhangi bir düşünce uzaklardan fırlayıp gelirse beraberinde bir imgeyle- kafa bulun onla, aldatıp, dalga geçin. Solup gider böylece ve gelmez bir daha geri- ve ilk kez keyiflenerek fark edersiniz ki “düşünmek düşünmek gibi değilmiş aslında”.

Böylece düşünmeme gerek kalmaz bir daha.