HİP-STER

beatnik_kit

avcı toplayıcı yazar: şenol erdoğan

beyaz olmamakla siyah olmak arasında farklar vardır

gerçeği görmeyen hiçbir şey ve kişi Hip değildir olamaz!

punk zencidir

Afrikalı Amerikalının Amerikalı beyaz Amerikalı tarafından taklit edilmesiyle başlar her şey

Hipster bir vakitler gerçekten yeraltı adamıydı. O vakitler birçok şeyde olduğu gibi “yeraltı yaşamı” kelime grubunda da salt: sadelik ve anlaşılırlık vardı. Kelimelere yüklenen anlam tartışmasız, sade ve sadece yaşanılanı net biçimde anlatmaya yönelik idi. Adını anımsayamadığım bir kaynakta “Dadaistler 1. Dünya Savaşı’nda neydi ise, Hipster 2. Dünya Savaşı sonrası için odur” yazıyordu. Kısmen doğru, diğer kısmı eksik, ama sonuçta doğru. Nihayetinde Dadaistleri kendi vakitlerinin Hipster’leri olarak görmek -de- mümkün /lakin Hipster kronolojisi açısından geriye dönük mümkün değil elbet. Nihayetinde Hipster’in sürek halinde değişiminden ve dönüşümünden de bahsetmek olası fakat “bilgi” olmaktan öte gidemeyecek olan Dada için geçerli değil bu. Şimdiki zamanda bir yığın değer nasıl ki içi boş bir şekilde yaşanıyor ya da tamamen ortadan kalkmışsa Hip insanı içinde aynı şeyi söylemek en azından içinin boşaltılıp zamane saçmalığıyla doldurulduğunu söylemek mümkün gibi görünse de şimdiki zamanın karakteri buysa kelimenin yapabileceği bir şey de yoktur diğer yandan. “Zamanın Hip’i” demek de mümkün. Belki de “porno” kelimesi nasıl ki başka bir porno için kullanılabilir olduysa, “şehit” kelimesinin anlamı nasıl açılımlara gebe ve buna mecbur ise aynı şekilde kelimenin başkalaştırıldığını ve köklerinden kopartıldığını söylemek mümkündür. Hipster kelimesi kendi kökleri dışında yeni tariflere kelime olmak zorunda kalmıştır.

Birçok alt-karşı kültür kelimesinde olduğunca Hipster de kendisini “ordu-savaş” ikilisi ve onun yarattığı habitat ve marşandizlerinden kopartamamıştır, aksine bu şekilde varlık sahibi olmuştur. Zira savaşın alt görevlerinden biri de bitiminden sonra gelecek olan zaman dilimleri ve kuşaklar için kültürler üretmektir(buna gebe bir sahadır), vazife anlamında değil tamamen spontan olarak. Edebiyattan sanata bu böyledir! Norman Mailler gazeteci yazar kimliğinin getirisiyle Hipster’e bir vaka olarak baktı, ve aslında ismini de o verdi zira -Hipster’i anlamak ve kavramak için ciddi bir mesai verdi. Ve bunun neticesinde elinizdeki şu meşhur “Beyaz Zenci” ortaya çıktı. Şüphesiz ki politik idi Mailler’ın Hipster’i, bu kaçınılmazdı. Günahı ve sevabıyla manifesto olarak görüldü ve görülmeye de devam edilecek!

Savaşı anlayamazsınız, hiçbir türlüsünü. Ne dünya savaşlarını ne gerilla savaşını. Orada olmadıysanız, izlerini taşımıyorsanız, ona ait değilseniz…ancak bunlar mümkünse anlayabilirsiniz savaşı. Onu: felsefecilerin, sosyologların, gazetecilerin anlattıklarıyla ya da saçma sapan web haber videolarıyla, uydu yayınlarıyla, yeşil gece görüş ekranlarıyla, termal görüntüleriyle kavrayamazsınız. Ve doğal olarak geçmiş savaşların getirisi kültür habitatlarında da anlamak ve kavramak noktasında bir araz meydana gelir.

Mesele Hipster’in ne ya da kim olduğu değil elbet, hele ki şimdiki zamanda tüm kaynaklar ortada ciddi bir külliyat olarak dururken, üzerine gereken her şey yazılmışken, sadece bir doğru –çizgi- çizmek niyetindeyiz hepsi bu. “Züppe” kültürünün argolaşıp anlamını kaybetmesi gibi Hip kelimesinin hastalıklı ağızlarda dolaşmasına gelişen bir tepki belki… Değil ya da…

Bilirsiniz, derler hep; “İsa bir zenciydi” diye. Şu “beyaz zenci” saçmalığı! Bir beyaza “zenci,” diyebilecek tek renk siyahtır. Ama birine çıkıp “beyaz zenci” diyemezsiniz. Sıçar bu. Bir insan ya “siyah”tır ya “beyaz”.  Beyaz zenci değil ama!

Genet zenci miydi? Hayır, elbette değildi. Genet beyazdı. Kara Panter’ler ya da Şatilla onun rengini değiştiremedi. Genet’in hırsızlığı ve ibneliği beyazdı!

Birilerinin dediğince: gündüz salt gecenin yokluğunun adıdır kanımca. Belki de “beyazlar”  hiç var olmamıştır. Kültür tarihinde “nedir” sorusunun çok sorulduğu kelimeler listesindedir Hip. “Hip nedir”, bu aslında artık: “zen nedir” sorusu gibidir: zen her şeydir, zen havlayan köpektir, odur, budur, şudur…

Aklıma gelen ilk Hip’leri sıralamayı denesem hiç düşünmeden, mesela: Monk’un parmakları, Miles’ı bütünü, takım elbisesi içinde ’67 yılında elleri cebinde genç Ginsberg, drugları anlatan Reed, sevmediğim züppe orospu çocuğu Warhol, kıvamında Waits, Kerouac’ın spontane jazz yazını, kendi zamanı dahilinde Whitman kesinlikle, Kim Gordon yer zaman… bu listeye döneriz gene…

Amerika’da doğan çok şeyin köklerinin siyah ırka mal edilmesi doğal olarak doğal olduğundan, çok fazla farklı siyah dil ve lehçeden kelime Amerikan alt-kültürlerinde önemli ve geniş yer tutar. O denli fazla jargon oluşur ki aynı şehirdeki çetelerin kullandığı dil birbirlerince anlaşılmaz. “Hip kelimesinin kökenleri içinde şüphesiz ki siyah dil arayışları var olmuştur” zira 1700’lere dek varabilmekteyizdir! Clarance Major: “Hip kelimesinin kökenlerinin Wolof diline ait olduğunu “hepi” ya da “Hip’i” fiilinde türeyip “görmek” -kişinin gözlerini açması gibi anlamları olduğunu belirtir.” Filolojik açıdan Hip’in “aydınlanma” olarak açılımının mümkün olduğu söylenir.

Bilinene göre kelime, “Senegal ile Gambia’nın sahil şeridinde yaşam süren Batı Afrikalı halkların kölelerince taşınmıştır “batı” topraklarına.” Amerika, Beşiktaş forması kadar net iki renge sahiptir! Hip ile karşı karşıya olan bir beyazın varlığı anlamına gelir bu. Savaş zaten vardır. Zulüm zaten! Oraya “getirilmiş” olmalarına rağmen “en baştan beri” oranın/kıtanın sahibi gibi durur Hip, beyaz ise onun karşısında çakma Levi’s gibidir, salt görüntü, köksüz ve değersiz. Mark Twain ve Louis Armstrong’un Afrika ile Avrupa’nın Amerikan köklerinin en önemli üniteleri olduğu söylenir –doğrudur- bu iki insan birbirleriyle her anlamda kıyaslandıklarında siyah ve beyazdırlar, durdukları yer açısından Hip listesinin önem noktasına konunun bilirkişilerince yerleştirilmişlerdir. Zaten kültürde birleştikleri nokta da Hip’tir.

Hip aslında ırkçılığın bertaraf edilebildiği ender noktadır. Aslında züppeliğin ötesinde transandantal yapısı onu insanüstüleştirir politik anlamda, aşkındır Hip, ayrımdan, eşitsizlikten tiksinir. Ama bunların üzerine konuşmaz Hip! Cool’luğunu bozmaz. Buradan hareketle de kendi içinde ahlaklıdır. Bu diğer yandan Hip’in yıkıcı gücünün ispatıdır. Hip, yıkım merkezli hareket edebilme gücüne-doğasına sahiptir.

Hip ile gündelik yaşam vasıtasıyla “normal insan” uzak düşse de Hip; dil, edebiyat, müzik, moda vasıtasıyla hayatın içine sızar. Aktif politikadan gazete manşetlerine, TV programlarına varasıya yaygındır bu sızış. Ama bu sızmalar “beyaz olmamakla siyah olmak arasında farklar vardır” sözünü anımsatır bize.

Bu da bir diğer Hip atasözünü akla getirir: “herkesin Hip olması mümkün olmamasına rağmen herkes Hip olabilir.” Zira Hip’in anlamı; jazz kulüplerinin züppelerinden pasaj kapısındaki piçe, Lennon’dan Buckley’e farklı anlamlara gelmektedir.

70’li yılların büyük alt-karşı kültür adacıklarının büyük ekonomiler yarattığı ve sözde kapitalizm karşıtçılığı oyunuyla nasıl çanak tutulduğu bilinmekteyse –bu konuda Ken Knabb’ın çiçek çocukları üzerine ekonomik çözümlemeleri ve de Marcus’un punkların ekonomiye katkı payları meseline bakmak mümkündür- Hip de para-ekonomi ile ilgilidir.

Hip bir yönüyle sürekli ihtiyaçlar doğururken diğer tarafıyla bunlar için gereken pazarı yaratır.

Hip’in 2000 sonrası yıllarda ebeveyn banka ek-kartı destekli trendy yaşamları ise akla zarar bir sürecin ekonomisi için standart bir örnektir, aynı ekonomik destek-güç ile bu adult zümre Hip iş adamlığına, iş kadınlığına da soyunacak, ama ilgisi geçen hafta aldığı kıyafetlerine olduğu kadar olacaktır. [Neyse ki 2015’li yıllarda daha inatçı uzun sakallı temiz yüzlü genç işadamları yetişti!] Ama bu başarısızlık değildir yavru Hipçik için, aksine kartvizit ve brovedir. Zira entelektüel düşüklüğü ve egosal dikeyliği bunu gerektirir. Bu aklıma “Hip de “sınır” ya da “yasak” yoktur “paramız yetmez,” geçerli sözünü getirdi kaçınılmaz olarak.

Standart olarak istesek istemesek de varacağımız yer alt-kültürün dönüp dolaşıp egemen tarafından main-stream hale getirilmesi sıkıcı hikayesidir. Kaçınılmazdır. Ve uzun ya da kısa ama bir zaman sonra sular durulur ve kültürün gerçek insanları arasında o şey her ne ise yaşanmaya devam eder. Diğerleri yeni şeylere çoktan yelken açmıştır zira.

“Hip olunur” sanısı Hip ol-a-mayanların yanılgısıdır da. Zira öyle giyinebilir olmak ya da gözükmek ruhunuzun taşıdığı gerçeklikle örtüşmeyebilir! Rus olunur ya da şişman olunur gibi değildir yani mesele. İhtiyaçlar söz konusudur. Hip’in seyircisi olmalıdır! Hip bir barda bir kapıda bir kulüpte “oynar”, seyircisiz olması bu anlamda düşünülemez. Mekan sahipleri ve işletmecileri gözünde de bir yeri vardır Hip’in. Her Hip’in mi, hayır. Hip’in de kendi dahilinde starı, starları, büyük çocukları vardır. Tanınmışlık, saygınlık, ya da hepsi, ya da bir benzeri. Hip olan arzu edilebilir olandır da, saygı görendir de, özenilen ve nefret edilendir de. Hip tabiatına uygun hareket eden bir Hip olarak ele alındığında doğal olarak etkileşimle ortaya çıkandır. Aslen: gerçeği görmeyen hiçbir şey ve kişi Hip değildir olamaz! Bu belki de endüstrileşmiş ve “marjinalleşmiş” Hip’in yapamadığı, ondan sebep de olamadığıdır.

Amazon gibi satış sitelerinin kitap sekmelerinde görebilirsiniz: “Hipster el kitabı” cinsinden ticari metalar vardır, Hipster aygıt değildir, kullanım kılavuzu vs.si yoktur. Muhammed Ali ya da Bob Dylan ya da “punk zencidir” diyen Richard Hell’in kılavuzu yoktur!

Hip’in onu yaşayanları olduğunca, yönetenleri –yön verenleri, sessizleri, üretenleri ve elbet tüketenleri de olur. Bu onun farklı ekonomik kültürel sahalarından kaynak bulur.

Her Hip kendine düşence Hip’tir. Kerouac başka, Whitman başka Gillespie başka…

Hip kendi üzerinden politika yaptırmaz değildir lakin Hip’in üzerinden politika yapmak “sağlıklı” değildir. Ki bu onun politik olamayacağı anlamına elbette ki gelmez. Hip iyi ile kötünün arasında durduğundandır bu. Hip geri durmasını bilir, anlık politika üzerine susar. Hip Vietnam için konuşmadı, Afganistan üzerine konuşmadı ve İran üzerine konuşmuyor. Jean Genet siyaha sarıldı ama Şatilla da Hip olamayacağını gösterdi. Genet kişisel bir kalkan peşindeydi, annesini arıyordu, çapa atıyordu köksüzlüğü için. Para saçıyordu ama Genet “o” değildi. Hip, “siktir et” demeyi layığıyla becerebilendir.

Tupac Shakur ya da ve de Kurt Cobain gibi kişisel-yıkım yandaşı Hip’ler ve ardılları var elbette, Hip’in karakterinin uzak bir kıyısının varlığı söz konusudur onların varlıklarında, yaşamı hesapsızca harcamak tarafı vardır zira Hip’in –biyolojik açıdan da servet açısından da. 2pac ve Cobain de olduğu gibi.

Hip aile ile ilgili değildir. Hip iyi eş olmakla ilgili değildir. Hip toplumsal sözde doğrularla ilgili değildir. Hip hayatları sikilmişler için iyi bir mazerettir bu anlamda!

Her ne olursa –hal alırsa- olsun –alsın-, Hip’in değişmeyenleri, sabitleri söz konusudur. Leland’ın söylediğince: Hip, Frank Miller’ın Dark Knight’ıyla geleneksel Batman serisi arasındaki fark gibidir. Jarmusch izlememiş bir Hip bilir ki izlediği Hip’tir. İfade ediliş Hip’tir. İfade edenin Hip olması gereklilik değildir. Hip ifade ediş olabilir. Hip hem altı hem üstü kucaklama kapasitesidir. Yabancıyı sever. Hip, olmadığında parası varmış gibi davranabilir. Bu anlamda Hip’in karmaşık olduğunu değil de karmaşa olduğunu vurgulayabiliriz. Hip’in hızlı ve sahipsiz bir evrimi vardır. Kimsenin değildir, ancak şimdi neden bu halde olduğunu anlayıp “eh n’apalım, dönüşür” diyebiliriz. Demeye de biliriz.

Afrikalı Amerikalının Amerikalı beyaz Amerikalı tarafından taklit edilmesiyle başlar her şey. Bu beyaz Amerikalı Fransız varoluşçuları evirir, bu beyaz entelektüeller de siyah Hipsterce evriltilir, onlarda Yahudi raperlar tarafından kopyalanır, bu Yahudi raperlar Brezilyalı sokak çocuklarınca taklit edilir,” varacağımız yer İstiklal Caddesi’nde bir pasajda giysi satan bir dükkan, ya da x bir kulüp olacaktır. Bu burada da durmaz ve kuyruğunu kovalar. Kadıköy’ün Barlar Sokağı, Taksim’in Cihangir’i “tek derdi, birlikte bir parti” olan dönüşmüş “Hip”lerle doludur. Bu anlamda köksüz Hip rastgele şekilde rastgele bir yerde oluşabilir olandır da.

Böylece onlarca yan anlamla da anılır: cool, beat, dope, down vs. Ama önemli olan şudur: herkes ve her şey gider geriye Hip (Hip’e) kalır. Kalan nedir, öz? Afrikalılar Amerika’ya getirilmezden evvel batı Afrika’da köleydiler. Değişen kıta olmuştu, bu birinci açıdan yabancı bir dünyayla karşılaşmalarıydı -sadece. Hayatta kalmak bu insanlar için “saygı” ve “otonom” bağıyla mümkündü. Bu sebeple Hip içinde var olabileceği ve kendisine ait olan kendisinin anlayacağı bir dile sahip oldu. Onla var oldu. Ve bu dil, yeni kıtanın koşulları çerçevesinde evrildi. Bu dil Amerika’nın tüm arka sokaklarına, yeraltlarına, kenar mahallelerine, suç mahallerine, ve bunlara ait olan müziğe, şiire edebiyata sızdı, hakim oldu -dan öte o ördü bunları. “Şiirin arkasındaki yasa tanımaz mikrop” olarak tanımlayacaktır Walt Whitman argoyu! Onu böyle anlar ve kutsar! Beat şairlerinin büyük öncüsü olması da boşuna değildir elbet.

Leland, Hip’in 6 dönüm noktasından şöyle söz eder:

İlk Hip dalgası 19.yy’dır: siyah ve beyaz ırk “ortak”lığının ilk yansımaları. Emerson, Thoreau, Whitman, Melville Hip’in resmi zemininin temsilcileridirler. Şimdinin Hip’i ise bu ihtiyarların tekelindedir! İkinci dalga Hip: 1915’lerde kırsaldan kente göçle başlar. Siyahlar kuzeye gider, Yahudiler Avrupa’dan göçer, bohemler Paris’e gider, radyo ve ritim işin içine girer. Harlem ve Kayıp Kuşak arasında Hip yükselmektedir. 3. dalga Hip: İkinci Büyük Savaş’ın ardınca entelektüellerin reddiyelerinde doğar. Be-bop ve Beat’tir bu. Ki tartışmasız Hip’in karakterli altın çağıdır bu! Karşı-kültürün tarihi de bu vakitlerde yazılabilir olacaktır.

Ve 70’lerde: East Village, South Bronx hareketlenir. Hip-hop, break, skate kelimeleri gündelik yaşamın içindedir. Small Press devrimi başlar. Doğal olarak sonrasında 5. dalga WEB ile gelir. William Gibson’ın Neuromancer’ı taban ve İncil’dir! Şu an içinde bulunduğumuz 6. dalga henüz geçilememiş olan son evredir.

Şimdinin yandan yemiş Hip’inin başı polisle dertte değil! Hip’in değil, Hip olduğunu iddia edenlerin! Tatlı su hayvanları! Şu net ki: şehrin içinde çok iyi tanıdığım çocuklar var! 50’ler ekolünü sürdürenler! Jazz ve uyuşturucunun dönüşümünü ne olursa olsun taban ilişkisini yitirmeden döndürenler. Kabadayı, holigan, ibne, bela, zenci düşkünü, sapkın, ucube, fahişe olan! İşte tatlı su balıklarını ürkütüp aynı zamanda uzak tutan nokta!

Eskiden kot pantolonun farklı şekillerde giyilmesinin anlamları vardı ve Levi’s’in tasarımcıları bunu Hip’in elinden aldı ve geri Hip’e sattı. Tıpkı Hindistan’a Amerika’daki okullardan geri dönen Hinduizm gibi! Ama neyi ne zaman giyeceğini bilen, uzun pardösüsünün kemerindeki iç cepte kelebeğinin kromunu gecenin sokak lambası altında parlatan, viskili bir gecenin şafağında tinerli üstüpüyü de koklayabilen, ayakkabıları cilalı çocuklar geziniyor etrafta!

-Şenol Erdoğan

HipsterDoxa32ee_1024x1024

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s