Mimeo Baskı-Çoğaltı

Mimeo[1] Devrimi

Şenol Erdoğan’ın “Charles Bukowski ve Meat Kuşağı” isimli kitap çalışmasından alıntılanmıştır.

  1. İnternet sayfaları yoktu. İnternet yoktu. Kişisel bilgisayarlar yoktu. Fotokopiciler yoktu. Büyük ticari işletmeler dışında fotokopi çekilen yerler tek tüktü. Daktilolar vardı, hatta elektrikli olanları bile, ama ateş pahasıydılar. Matbaalar vardı, fakat dizgi ve baskı da ateş pahasıydı. Nispeten ucuz olan metal kalıpların kullanıldığı ofset baskı da mevcuttu, ama evde kullanılamayacak kadar karmaşıktı. Baskı makineleri genelde epey büyük oluyordu. Ucuz baskı çoğaltma araçları azdı. Mürekkebi aktarırken araç olarak alkol kullanan hektograf gelip geçiciydi ve kalitesi oldukça düşüktü. Çoğunlukla okullarda öğrenci testlerini ve ders notlarını çoğaltmak için kullanılıyordu. Kalan son yöntem ise teksir makinesiydi. Makinelerin boyutları küçüktü, çoğu zaman ne yapacakları belli olmuyordu, koyu siyah renkte basıyorlar ve üzerlerinde, sabır gösterirseniz, düzeltme yapılabilen kesme daktilo kalıpları kullanılıyordu. Bu kalıplarla beş yüz nüsha sorunsuzcahazırlanabiliyordu ve daha özenli olunursa, çok daha fazla nüsha hazırlamak mümkündü. Makineler hemen el altındaydılar ve ara sıra kullanılmaktaydılar. Kalıplar ve mürekkep ucuzdu. Makinelerde kullanılan kâğıtların boyutları bir süre boyunca kalın ve kısa olup, ucuzdular da. Birmüddet bu durum böyle sürecek ve kolayca basılıp, dizilecek, katlanacak ve ciltlenebileceklerdi.

            60’larda başlayıp 70’lerin ortasına değin sürecek olan önemli bir edebi hareketin bel kemiğini oluşturan şey tefsir makinesiydi (mimeo) asıl.Bu on yıllık dönemde küçük matbaa yayınlarında müthiş bir patlama yaşandı. Bu patlama “Mimeo Devrimi” adıyla anılmaya başlandı. Makineler şair ve yazarlardan oluşan koca bir jenerasyonun birbirleriyle ve meraklı bir okuyucu kitlesiyle, hızlı ve etkin biçimde iletişim kurabilmesini olanaklı kıldı. Beş yüz nüshalık fanzinler, dergiler, bildiriler, bütün bu hızlı iletişim şekilleri belirli miktarlarda çıkartılmaktaydı. Ülkenin dört bir yanında yayınevleri ortaya çıkmaya başlamıştı.

            Cleveland’da, önceden büyük uğraşlarla küçük tipo baskı kitapçıklar ve fanzinler çıkartmışlığı olan d. a. levy kendine bir mimeo temin etmiş ve 7 Flowers Yayınevi’yle olağanüstü bir yayıncılık işine atılmıştı. New York’ta, Edward Sanders kendi edebiyat dergisi olan ve içinde oralı birçok yazarı barındıran Siktirin; Bir Sanat Dergisi’ni[2] yayınladı. Douglas Blazek’in dergisi OLE, Bensenville, Illinois’da basıldı ve, sokak dili ve sıkça şaşırtıcı imgeler kullanan dolaysız ve emredici şiir biçimlerini tanıtmaya başladı. Blazek bu eyleme “meat şiiri” adını verdi ve tek başına bir hareket olarak sayılmasa da, birçok deneysel biçime başvuran şairleri bu eyleme dâhil etti.Ben Hiatt, Oregon’daki Büyük Ronde Vadisinde güçlü yerel seslere yer verdi. Niagara Falls, New York’ta ve sonrasında Sacramento, Kaliforniya’da, Press: Today: Niagara (daha sonra da Runcible Spoon) çeşitli dergiler ve fanzinler yayınladı.Daha birçok dergi ve yayınevi de mevcuttu. Daha fazla bilgi için, aynı dönemden Len Fulton’ın Küçük Yayınevleri ve Dergiler Rehberine[3] danışılabilir.Bu teknoloji sayesinde nihayet gecikmesiz bir iletişim yöntemi mümkün hale geldi. Bir gün önce yazılan eserler oldukça hızlı basılıp dağıtılabiliyor, böylece şiir sanatı ve şiirselliğin çabucak şekillendirilmesini içeren şiddetli tartışmalar çıkıyordu. Bir karşılıklı yayınlar ağı ve gayrı resmi bir formatta,  genç şairlerin kendi seslerini şekillendirebildikleri ve daha tecrübeli seslerin de onlara katılabildiği bir forum çıkmıştı ortaya.

            70’lerde yer altı gazetelerinin çıkışına dek, bu teknoloji şiirsel aktiviteleri hayatta tutuyor, küçük merkezleri büyük olanlara bağlayıp, yazılmış en yeni şiirlerin her yere ulaşmasını sağlıyordu.

            Ofset baskı ucuzlayıp da baskı teknolojisi gelişince, teksir makinesi de artık kullanılmaz oldu ve makinelerin hepsi adeta ortadan kayboldu. Kısa bir dönem boyunca, Amerika’da ve dünyada avant-garde’ın sesi olmuşlardı. Şiire ilginin artmasına yardım etmiş ve üniversite yayınlarıyla onların şiire getirdikleri kesin tanımdan bağımsızca yayın yapabilen kolayca ulaşılabilir bir araç olmuşlardı.Doğruca edebiyat geleneklerine saldıran bu fırlamalar yüzünden şiirin yapısı kökünden sarsılmıştı. Düşüncelerini tez elden ve kesin bir şekilde sunabilecekleri yayınevleri ve bir forumları vardı. “Teksir Devrimi”ydi onlar.

[1]Mimeograf’ın (Teksir Makinesi) kısaltması. Yunancada taklidini/kopyasını yapmak gibi bir anlamı vardır (ç.n.)

[2]Fuck You; A Magazine of the Arts (ç.n.)

[3]Directory of Small Presses and Magazines (ç.n.)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s