SUB Press quartet

Print

DUYARAK DÜŞÜNMEK
Gilles Deleuze ve Félix Guattari’de Pop
Timothy S. Murphy University of Oklahoma
& Daniel W. Smith University of New South Wales
Türkçesi: Barış Tanyeri
SUB Press, 2015

17. Deleuze’ün pop müzik dünyası ile olan ilişkisine odaklanmamız, Guattari’nin o dünya ile kendi bağlarını kurmadığı anlamına değil, yalnızca bunu daha basit ve sürekli şekillerde yaptığı anlamına gelir. Yazılarında pop müziğe nadiren atıflar yapsa da Guattari sosyal yaşamının büyük bölümünde Fransa ve diğer ülkelerde militan kitle hareketlerine, kısmen uluslararası öğrenci topluluklarının pop protest müzik sirkülasyonu sayesinde oluşan hareketlere dahildi. Sol tandanslı gruplar arasında 68 Mayısı öncesi Fransız öğrenci yaşamı yoksullukla iç içe olsa da İngiliz, Amerikan ve yerel rock gruplarının yaptıkları bir soundtrack’e de sahiplerdi. Benzer şekilde ve daha alakalı olarak Guattari’nin direkt olarak ilişkili olduğu 77’deki solcu İtalyan hareketi Bolonya’daki Radio Alice gibi lisanssız “korsan” radyo istasyonlarında bir araya geliyordu. Çağdaş bir rapor durumların nasıl olduğunu anlatıyor:

Radio Alice’in yayınları müzik (rock, caz, bazı klasikler, pek çok halk ve politik protest şarkı), haberler (İtalya ve dünyadaki sol tandanslı ve işçi sınıfına mensup kişilerin mücadeleleri, yerel öğrenci hareketlerinin kayıtları, “parlamento-üstü” sol grupların yayımladığı gazetelerden okumalar, feminist, homoseksüel ve radikal sivil-hak aktivistlerinin organize ettiği aktiviteler üzerine son dakika haberleri) ve telefon etmeye ya da istasyonun karargahına uğramaya tenezzül eden herkesin muhtelif konular üzerine yorumlar yaptığı bir karışımdı. İstasyon Bolonya’nın nispeten dökülen bir bölgesinde bir apartmanın en üst katındaki iki harap odadan oluşuyordu.
(Cowan, 67)

77 Hareketi’nin unsurlarından biri olan bu “Özgür Radyo” hareketi (buna ek olarak İtalyan Komünist Partisi ve egemen olan Hristiyan Demokratlar arasındaki Tarihsel Ödün’den ve refah politikalarından duydukları memnuniyetsizliği “ilkel” modalar ve yaşam tarzları benimseyerek belirten “Metropol Yerlileri” de dahildi), pop müziği yıkıcı toplantılarının unsurlarından biri olarak kullanıyordu. Guattari Radio Alice’in fırtınalı kariyerini belgeleyen kitabının övgü dolu önsözünde radyo istasyonunu şöyle karakterize ediyordu: “Alice. Bir radyo kaçış hattı. Teori –yaşam –praxis –grup –seks –yalnızlık –makine –sevgi -okşamanın bir araya gelmesi” (Guattari 380). Yani Guattari’ye göre Radio Alice toplumun kenarından sıyrılmış, ve geniş bir politik hareket kavramına oturtulmuş bir tür kültürel ad aktarması, aykırı öznel ve dokunaklı noktalardan bir araya getirilmiş, spontane olarak oluşturulmuş bir bölgeydi. İtalya ve Autonomia’ya adanmış özel Semiotext(e) sayısında Radio Alice’in organizatörleri Collective A/Traverso adında bir özet manifesto yayımladılar ve bunun içinde Guattari’nin 1977’de, müstehcenlik dolayısıyla kapatılmadan tam bir gün önce radyo istasyonundakilerle çalıştığını gösteren bir fotoğraf da vardı. Manifestonun son cümlesinde Deleuze ve Guattari’nin arzu teorisine bir gönderme var: “Artık arzulardan konuşmayı bırakıp arzulayalım: arzulayan makineleriz, savaş makineleri” (“Radio Alice-Free Radio,” 133-134).

Print

Kafka Efekt, Minör Bir Edebiyat Nedir
GillesDeleuze&FélixGuattari
Önsöz: RédaBensmaïa
Türkçesi: Barış Tanyeri
SUB Press

Minör edebiyatın üç karakteristiği dilin bölgesinden edilmesi, bireyin politik aracısızlıkla ilişkilendirilmesi ve beyanın kolektif meclisidir. Minörün spesifik edebiyatları değil, büyük (ya da belli başlı) edebiyatın özünde olan her edebiyatın devrimsel koşullarını belirlediğini söyleyebiliriz. Büyük bir edebiyatın olduğu bir ülkede doğacak kadar şanssız olanlar bile tıpkı bir Çek Yahudi’nin Almanca, ya da bir Özbek’in Rusça yazması gibi o dilde yazmalıdır. Çukur kazan bir köpek, delik açan bir fare gibi yazmak. Bunu yapmak için kendi az gelişmişlik noktasını, kendi lehçesini, kendi üçüncü dünyasını, kendi çölünü bulmalıdır. “Marjinal edebiyat nedir?” ve “Popüler edebiyat nedir, proleter edebiyat nedir?” gibi sorular üzerine çok tartışıldı. Daha objektif bir kavramla işe başlanırsa kriterlerin zor olduğu ortadadır –yani minör bir edebiyatla başlanırsa. Yalnızca majör dilin minör pratiği içten sağlanırsa popüler edebiyat, marjinal edebiyat vesaire tanımlanabilir.5 Yalnızca bu şekilde edebiyat kolektif bir ifade makinesi haline gelebilir ve içerikleriyle başa çıkıp geliştirebilir. Kafka minör bir edebiyatın materyaliyle uğraşmada çok daha muktedir olduğunun üzerinde durur.6 Peki neden söz makinesi ve aslında bu nedir? Bunun dilin bir çok bölgeden edilmesiyle ilişkili olduğunu biliyoruz; kırsal çevreyle birlikte Çek dilini bırakan Yahudilerin durumu budur, ama aynı zamanda Alman dilinin “kağıt dili” olması da buna tekabül eder. İşi daha da ileri götürebiliriz; bu ifadenin bölgesinden edilmesi hareketini daha da ileri taşıyabiliriz. Ama bunu yapmanın yalnızca iki yolu var. Biri bu Almancayı suni olarak zenginleştirmek, bütün sembolizm, ayakta uyuma, ezoterik anlam, saklı bildirgeç kaynaklarını şişirmektir. Bu Prag okulundaki MaxBrod da dahil olmak üzere GustavMeyrink ve pek çok başka ismin de yaptığı şeydir.7 Ama bu çaba arketip, Kabala ve simya zemininden hareketle umutsuz bir sembolik yeniden bölge kazandırma çabasıdır ve halktan kopuşu şiddetlendirip politik sonucunu yalnızca Siyonizm ya da “Siyon hayali,” gibi şeylerde bulur. Kafka diğer yolu seçecektir, ya da daha doğrusu diğer yolu icat edecektir. Prag’ın Almancasını fakirliğiyle olduğu gibi kabul edecektir. Topyekun süssüzlük elde edene dek sürekli olarak bölgeden edilme yönüne ilerleyecektir. Dil çorak olduğundan dolayı onu yeni bir yoğunlukla titreştirecektir. Dilin sembolik ve hatta önemli ya da basitçe bildirgeç içeren kullanımlarının tamamen yoğun kullanımına karşı duracaktır. Mükemmel ve formu olmayan bir ifadeye, materyal olarak yoğun bir ifadeye varacaktır. (Bu iki yol nazarında aynı alternatifleri başka koşullar altında Joyce ve Beckett’da da bulamıyor muyuz? İrlandalılar olarak ikisi de minör bir edebiyatın ılıman koşullarında yaşadılar. Bu tür minör edebiyatın şanı da budur –bütün edebiyat adına devrimci bir güç olmak. Joyce’da İngilizce ve bütün dillerin faydalı hale getirilmesi. Beckett’da İngilizce ve Fransızca’nın kullanılması. Ama Joyce sürekli neşe ve fazla-şevk ile çalışır ve her tür dünya çapındaki yeniden bölge edinmeyi olanaklı kılar. Beckett ise kuruluk ve süssüzlük, tercih edilmiş bir yoksulluk ile bölgeden edilmeyi öyle bir noktaya kadar iter ki yoğunluklar dışında başka bir şey kalmaz.)

Print

William S. Burroughs
Elektro/nik Devrim
Türkçesi: Barış Tanyeri
SUB Press, 2015

Başlangıçta söz vardı ve söz tanrıydı ve o zamanlardan bu zamana en büyük sırlardan biri olarak kaldı. Söylenene göre söz Tanrıydı ve söz etti. Bu başlangıç sözü tam olarak neyin başındaydı? YAZILI tarihin başında. Genel olarak zikredilen sözün yazılan sözden önce geldiği varsayılır. Ben ise zikredilen sözcüğün yazılan sözcükten sonra geldiğini iddia ediyorum. Başlangıçta söz vardı ve söz Tanrıydı ve söz etti… insan eti… YAZI YAZMANIN başında. Hayvanlar konuşup bilgi aktarıyorlar, ama yazı yazmıyorlar. Bilgiyi gelecek nesiller ya da iletişim sistemlerinin dışındakiler için olanaklı kılamıyorlar. İnsanlar ve diğer hayvanlar arasındaki hayati fark budur. YAZI YAZMAK. Anlamın anlamı, Genel Semantik konseptini geliştirmiş olan Korzybski bu insan ayrımına dikkat çekmiş ve insanı “zamanı bağlayan hayvan” olarak tanımlamıştır. Yazı üzerinden bilgiyi diğer insanlar için olanaklı kılar. Hayvanlar konuşur. Yazmazlar. Bilge, yaşlı bir fare tuzaklar ve zehirler hakkında pek çok şey biliyor olabilir, ama Reader’s Digest için DEPONUZDAKİ ÖLÜM TUZAKLARI başlıklı bir ders kitabı yazıp deliklerde saklanmak ve deliklere çelik yün tıkayan bilmiş adamların icabına bakmak için taktikler veremez. Yazılı söz olmasaydı zikredilen söz hayvan adımının ötesine evrilir miydi, orası şüpheli. Yazılı söz İNSAN konuşması dolayısıyla anlaşılabilir bir şeydir. Bizim yaşlı, bilge farenin aklına etrafına genç fareleri toplayıp işitsel bir gelenekle bildiklerini aktarmak gelmez, ÇÜNKÜ BÜTÜN BU ZAMANI BAĞLAMA KONSEPTİ YAZILI SÖZ OLMADAN MÜMKÜN DEĞİLDİR. Yazılı söz tabii ki bir şeyin sembolüdür, ve Mısır dili gibi hiyeroglifik dillerde ise kendi başına bir sembol, yani temsil ettiği şeyin resmi olabilir. İngilizce gibi bir alfabe dili için bu geçerli değildir. Bacak sözcüğünün bir bacağa görüntüsel bir benzerliği yoktur. KONUŞULAN bacak sözcüğünü kasteder. Dolayısıyla yazılı bir sözcüğün BİR GÖRÜNTÜ olduğunu, ve yazılı sözcüklerin dizi halindeki görüntüler, yani BİR FİLM olduğunu unutuyoruz. Hiyeroglifik bir dizi bize zikredilen sözcüklerin aracısız, işleyen bir tanımını verir. Zikredilen sözler bu imgesel diziye denk gelen sözel birimlerdir. O halde yazılı söz nedir? Temel teorim, yazılı sözün zikredilen sözü mümkün kılan bir virüs olduğu. Söz bir virüs olarak kabul edilmedi, zira ev sahibi ile dengeli bir simbiyoz durumuna gelmeyi başardı… (Bu simbiyotik ilişki, daha sonra sunacağım sebeplerden dolayı çöküyor.)

Print

MARCEL DUCHAMP’IN MAKİNESİ
Lawrence D. Steefel, Jr.
Türkçesi: Kerim Atay
SUB Press, 2015

Yukarıda kullanılmış olan “anlamsızlık” ve “anlamsızlık sahası” sözcükleri, Elizabeth Sewell tarafından Duchamp’ın 1912 sonrası sözdizimsel metotlarına beklenmedik bir bakış açısı sağlayan, daha özellikli bir anlamda kullanılmaktadır. Sewell ve Duchamp için anlamsızlık, sabit taraflarla “düş”ün sınırsızlığına karşı oynanan bir oyundur, –düş burada hem gerçek anlamındadır; hem de hayalin ulaşabileceği en uzak dil, sebep, baskı, veya “düşvari”lik barındırmayan her türlü “gerçeklik” sınırlarını da aşan, ancak Alice’in maceralarındaki gibi “aynanın ötesindeki” bir dünyada mümkün olabilecek kadar sınırsız bir sezgi teşbihi olarak düşünülmektedir- ve dolayısıyla imgesel sonsuzluktur. 38 Duchamp’ın durumunda anlamsızlık, (1912’den sonra) mekanizmaların ve belirli bir düzene ait makine biçimlerinin bitiştirilmesi ve üst üste konulması ve açıkça ayrılıştırılmış olarak yerleştirilmesini içermektedir 39 (bu ağırlıklı olarak mekanik bağlantılar veya katı hatlarla “birbirine bağlamak” ile elde edilmektedir). Anlamsızlık oyunu, son derece gelişmiş diğer oyunlar gibi, “somut ya da zihinsel belli bir obje ya da bir sınıf objenin, sınırlı bir yer ve zaman ve sabit oyun kuralları çerçevesinde, şans ve rakip muhalefetine karşı belirlenmiş bir sonuç üretme amacıyla faal bir biçimde manipule edilmesini gerektirmektedir. ”

internet satışı:

e-mail: subpress@yandex.com

facebook page: https://www.facebook.com/pages/Sub-Press/482729841829453

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s